Skip to content

Boşanma davası açmadan önce bu yazıya bir göz atın.

Boşanma Davası Açmadan Önce Bu Yazıya Göz Atın

Boşanma davası açmadan önceKocanızın ilgisiz olduğunu, geçinemediğinizi, sözlü ve psikolojik şiddet gördüğünüzü düşünüyorsunuz. Boşanma davası açmak istiyor, en ekonomik ve zararsız yolu bulmak için Google'ı didik didik ediyorsunuz. Son kararı vermeden önce sizi bu yazıyı okumaya ve 2 haftalık bir deney yapmaya davet ediyorum. İşe yaramazsa yine boşanma avukatlarını aramaya devam edebilirsiniz 🙂

Ben ilişki ve evlilik alanında kadınlara özel tavsiyeler veriyorum. Erkeklere veya çiftlere değil, sadece kadınlara. Çünkü ilişkilerin asıl sahibinin kadınlar olduğunu düşünüyorum. Siz kadın olarak, arzu ettiğiniz evliliğe ve mutluluğa gözü kapalı ulaşabilirsiniz.

Kadınların ilişki ve evlilik üzerindeki etkisi o denli büyüktür ki, hem Türk özdeyişlerinde hem de yabancı sözlerde bu etkinin izlerini görebilirsiniz.

Örneğin "Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır" ya da "Happy wife, happy life - Mutlu kadın mutlu hayat" gibi.

Gözde Kaşıkçı Kaba isimli bir psikolog arkadaşımız, yüksek lisans tezi için boşanma davalarını araştırmış ve davaların %71'inin kadınlar tarafından açıldığını görmüş. Bu Türkiye'ye özgü bir durum değil aslında, tüm dünyada boşanma davası açma oranı %70-%90 kadınlara ait.

Sanırsınız ki, boşanma davası açma sebeplerinin çoğu alkol, kumar, şiddet gibi sebeplere dayanıyor. İşin aslı hiç de öyle değil. Bu psikolog arkadaşımızın bulduğu sonuca göre, alkol, kumar gibi bağımlılıklar ve şiddet, boşanma gerekçelerinin sadece %5'ini oluşturuyor. Çoğunluğun sebebi ilgisizlik ve geçimsizlik.

Sizin de sebebiniz ilgi, sevgi eksikliği ve geçimsizlik, sözlü şiddet gibi bir şey ise, bu 2 haftalık deney evliliğinizi bambaşka bir noktaya taşıyabilir.

Aşağıdaki 3 şeyi yapıyorsanız, evliliğinizin boşanma noktasına gelmesinde katkınız tahmininizden büyük olabilir.  Sizin yaptığınız şeyi de ancak siz geri çevirebilirsiniz.

1. Kocanızı değiştirmeye, düzeltmeye ve "yardım" etmeye çalışıyorsunuz.

Kadınlar için ilgi ve değer görmek hayati önem taşır. Aynı şekilde, erkekler için hayati önem taşıyan şeyler saygı görmek ve tabii ki sekstir.

Burada daha çok saygı konusu üzerinde duracağım.

Bültene abone olun, ilişkinizi dönüştürecek çok özel yazılar ve etkinlikler mail'inize gelsin!.


Eşinize saygı göstermeyi bıraktığınız anda, o da size ilgi göstermeyi bırakır genelde. Çünkü saygı erkekler için oksijen gibidir.

Eşinizle ilk tanıştığınızda muhtemelen ona hayranlıkla bakıyordunuz. Onu geliştirmek veya değiştirmek gibi bir gayeniz yoktu. O da karşılığında size ilgi ve şefkat gösteriyor, iltifatlar edip hediyeler alıyordu.

Buna Türk jargonunda "cicim ayları" deniyor. Bu cicim aylarının ömür boyu sürebildiğini, bunun sizin elinizde olduğunu ve gösterdiğiniz saygıya bağlı olduğunu bilseydiniz ne yapardınız?

Muhtemelen ona yeniden saygı duymaya başlardınız.

2 hafta boyunca şunu deneyin: Size bir şey anlattığı zaman onu ilgi ve saygıyla dinleyin, araya girmeyin, başka bir şeyle ilgilenmeyin, söylediklerine karşı çıkmaktan veya onaylamaktan kaçınarak sadece dinleyin ve anlayın. Size çok yanlış gelen bir fikrini söylediğinde (örneğin, "işimi bırakıp sahilde bir kafe açmayı düşünüyorum" gibi) anında korkuyla reaksiyon vermek yerine, "Nasıl uygun görürsen" deyin.

Ona yardım etmek veya onu geliştirmek için yaptığınız her türlü şeyi bırakın. Sizden istenmeyen yardımı etmeyin, tavsiye vermeyin. Arabayı nasıl sürdüğüne, ne kadar yemek dediğine karışmayın. Korkutucu biliyorum, ama yapabilirsiniz 🙂

2. Çok fazla iş yapıyorsunuz.

Sizden beklenmediği halde çok fazla şeye elinizi atıyor, kendi keyfinize yeterince vakit ayırmıyorsunuz. Kendinize zaman ayırırsanız her şeyin dağılıp gideceğini düşünüyorsunuz.

Biliyorum, çünkü bunu ben de yaptım.

Peki ne oluyor böyle yapınca? Bir defa, kendinize ilgi göstermediğiniz için, başkalarının (özellikle de kocanızın) ilgisine ve şefkatine muhtaç hale geliyorsunuz. Sorun şu ki; kendi kendinizi bitmek bilmeyen işlerle tükettiğinizde, sizi gerçekten rahatlatabilecek ve tatmin edebilecek miktarda ilgi ve şefkati size kimse veremez. Üstelik işlerden dolayı sürekli söylenmeye ve eşinize gücenmeye başlamışsanız, eşinizin size ilgi göstermek içinden gelmeyebilir, ki bu çok daha kırıcı ve yıpratıcı oluyor.

2 hafta boyunca şunu deneyin: Kimsenin sizden yapmanızı beklemediği bazı işleri bırakın ve kendi keyfinize daha çok vakit ayırın. Her gün en az 2-3 tane yaparken keyif aldığınız ama hiç bir işinize yaramayan şey yapın.

3. Eşinizin size sunduğu yardımı, hediyeyi veya iltifatı reddediyorsunuz.

Bazılarınızın "Olmayan şeyi nasıl reddedeyim?" dediğini duyar gibiyim.

Örneğin eşiniz size bir bluzun yakıştığını söyledi, ama siz bu iltifata katılmadınız. Bluzun sizi şişman gösterdiğini düşünüyorsunuz. Bunu sesli olarak dile getirmek, yani "Ben beğenmedim, beni şişman gösterdi" demek, iltifatı reddetmektir.

Örneğin eşiniz çöpü atmaya gitti, ama çöp poşetinden kapının önüne birkaç damla pis suyun damladığını gördünüz. Bir dahaki sefere suyunu damlatmadan nasıl çöpü atacağını göstermek, yardımı reddetmektir.

Örneğin eşiniz size hediye olarak bir gömlek aldı ve siz tarzınız olmadığı için gömleği değiştirmeye karar verdiniz. Ya da maddi durumunuz sıkışık olduğu için "Ne gerek vardı?" diyerek ona yaptığının yanlış olduğu ve size hediye almaması gerektiği alt mesajını verdiniz. Bu da hediyeyi reddetmektir.

2 hafta boyunca şunu deneyin: Eşinizin size ettiği her türlü yardımı, geliştirmeye çalışmadan kabul edin ve gülümseyerek ona teşekkür edin. Her türlü hediyesini ve iltifatını sevinçle ve coşkuyla kabul edin.

Hiçbir şey yapmıyor mu? O halde büyütecinizi çıkarın ve ufak da olsa sizin için neler yaptığına dair kanıtlar toplamaya başlayın. Örneğin çalışıp para kazanması, çocuğu okula götürmesi gibi normalde görevi saydığınız ve görmediğiniz şeyleri görmeye ve takdir etmeye başlayın. Neye odaklanırsak onu büyütürüz. O yüzden, eşinizin yapmadığı şeyler yerine yaptığı şeylere odaklanın ve bunlar için teşekkür etmeye, şanslı olduğunuzu dile getirmeye başlayın. Böylece hem sizin şartlara bakışınız değişecek, hem de eşiniz "Keşke daha fazlasını yapsaydım" demeye başlayacak 🙂

Deneyimlerinizi ve neler kazandığınızı yorumlarda görmeyi çok isterim! Bakalım sizi boşanma davası açmaktan vazgeçirecek gelişmeler olacak mı?

6 thoughts on “Boşanma davası açmadan önce bu yazıya bir göz atın.

    1. Zeynep Bahar

      Büşra, çok teşekkürler. Faydalandığına çok sevindim! Kendini geliştirmeye yönelik çabandan dolayı tebrikler 🙂

      Reply
  1. Nesrin

    Selam zeynep hanim,
    Ban iki Ay
    Önce tavsiyelerede bulunmusdunz ve gercekten cok ise yaradi. Ilk gün gibi ilgili ve saygili davraniyordu. Simdi esim gine kendini geriye cekti. Mutsuzum ve bosanmak istiyorum diyor. Ben ellimden Geleni yaptim dört senedir... cocugumuz Yok Cünkü onun dengesiz davranislarina güvenemiyorum. Kötü aliskanliklari yok
    ama bencil ve ilgisiz.ve ben gine perişan oldum...kendimi çaresiz hissediyorum. Onun şahsı mutsuzluğunu hep benden cikartıyor. Ailesinle görüşmüyorum be onların eşimi doldurduğunu biliyorum.

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Nesrin, tekrar aynı şeyleri yaşamaya başladığın için üzüldüm. Neden çaresiz hissettiğini anlayabiliyorum.
      Eşinin neden mutsuz hissettiğine, durumunuza nelerin katkı yaptığına dair ne söyleyebilirsin?
      Kontrolü tamamen bırakıp kendi mutluluğuna odaklandın mı?

      Reply
  2. Nesrin

    Eşimin mutsuz edebileceği okadar nedenler var ki: işyerinde mutlu değil ve yaptığı iş onu tatmin etmiyor, ailesinle görüşmem ve bu konuda ailesi oma baskı yapması, maddi durumumuz şu an iyi olmaması, içindeki çocuk özlemi...vs. Kendimi mutlu edemiyorum çünkü eşim beni mutsuz ediyor.... yaz tatili kapıda ilgilenmedi birşey organize etmedi.Soruyorum ters cevaplar veriyor, ben tatil masraflarini ödeyebilirim sevinirim hatta...ama beni azarlıyor..benimle tatile gitmeyecekse bari söylesin ben yanlız tatile giderim.
    Kafamı kurcalayan biz hiç Bİz olamadık, eşim hep kendini düşündü beraber arkadaşlarıma gitmeyiz beraber hiç bir adim atmadık.. belki eşim benim icin doğru insan değildir. Benim em çok üzen şey okadar fedakar ve mücadele etmeme rağmen okadar rahat ve soğukkanlı olması...çok canımı yakıyor...

    Daha üc hafta önce neseli ve mutlu iken yanimda yatmak Bile istemiyor... suratima bakmiyor.
    Evliligin sorumlulugunu almiyor...
    Okadar imreniyorum ki esine sevgi ole bakan erkeklere...

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Nesrin, bu kadar şeyin üst üste gelmesi hem eşin hem senin üzerinde çok baskı oluşturuyor anladığım kadarıyla. Bu şartlarda kendini mutlu etmeye motivasyonun olmamasını anlayabiliyorum.
      Evliliği iki insanın birlikte, aynı kitabı okumasına benzetebiliriz. İki kişinin okuma hızı ve şekli aynı olamayacağı için, her zaman aynı sayfada olmaları da beklenemez. Ben karşımdaki kişinin okuduğu sayfaya karışmadığım ve kendi sayfamda kaldığım sürece, evliliğimde huzurun da devam ettiğini gördüm. Seni de şartlar ve eşinin tavrı ne olursa olsun, kendi sayfanda kalmaya, onun söylediklerini ve yaptıklarını düzeltmeye çalışmamaya ve çoğu durumda ağzında bant varmış farz etmeye davet ediyorum.
      Karşımızdaki insana evli bir erkek olarak sorumluluklarını ve görevlerini hatırlatmak yerine, hiçbir eleştiride bulunmadan, içten bir "Seni özlüyorum" demenin uzun vadede çok daha fazla aşk ve yakınlık getirdiğini gördüm.
      Aile ile görüşmeme konusunu da tekrar gözden geçirsen nasıl olur? Onlarla görüştüğünde başına gelebilecek en kötü şey nedir? Bu "en kötü şey" uğruna eşinle ömür boyu sürecek olan yakınlığını ve huzurunu bozmaya değer mi? Bunları bana cevap vermen için değil, kendine cevap vermen için soruyorum daha çok.

      Reply

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir