Skip to content

Bu basit beceri, evliliğinizde heyecanı yeniden alevlendirecek.

Yanlış: Evlilik aşkı öldürür.

Doğru: Kontrol etmek/müdahale etmek/yardım etmeye çalışmak aşkı öldürür.

Eşimle evlilik kararı vermeden önce, yani flört ederken, çok mutlu bir çifttik. Birlikte çok eğleniyorduk, kavga etmezdik, hatta tartışmazdık bile. Seslerimizin yükseldiğini hiç hatırlamam. Tutku, huzur, sevgi, şefkat, yani aradığım her şeyi onda bulmuştum.

Üstelik biz flört döneminde de birlikte yaşıyorduk, evli gibiydik yani. O yüzden bir imzanın çok da fark yaratacağını sanmıyordum.

Sonra bana evlenme teklif etti, düğün hazırlıklarına başladık ve neredeyse bir anda herşey değişiverdi.

Bana aşık olduğunu düşündüğüm adam gitti, yerine huysuz, bazı konularda mutabakata bile varamadığım, inatçı ve pasif-agresif bir adam geldi. Sesler yükselmeye, kavgalar patlamaya başladı.

Okuduğum kitaplar sayesinde aşağıda anlatacağım kritik beceriyi edindim. Bir iki hafta içinde eşimin bana tavırları gözle görülür şekilde değişmiş, birkaç ay içinde ise ilk tanıştığımız günlere dönmüştük! Nasıl mı? Okumaya devam edin.

İçimden “Acaba yanlış mı yapıyorum?” diyordum, ama bir defa o yola girmiştik ve bir aile kurmayı çok istiyordum. Olanları düğün stresine yoruyordum.

Evlenince de durum değişmedi. Balayından döndüğümüz andan itibaren daha kötüye gitmeye başladı hatta. Benim iş yerimdeki sorumluluklarım da bir anda artmıştı, hem evdeki hem işteki yükü kaldıramaz hale gelmiştim.

Evlendikten tam bir sene sonra, neredeyse boşanacak duruma geldik. Bu beceriyi öğrenip uygulamaya başladığımda, dibe vurduğumuz noktadan dönüp hızla yükselişe geçeceğimizi bilmiyordum. Birisi bana bunu söylese gülerdim herhalde. “Bu kadar basit olabilir mi?” derdim.

Hayatımı değiştiren, erkekler için oksijen anlamına gelen, sizi hayatınızın geri kalanında hem eşinizin hem de başkalarının gözünde bambaşka bir noktaya taşıyabilecek olan beceri tam olarak şu: SAYGI

 

Saygı nedir ve nasıl uygulanır?

Şimdi eminim her kadın kocasına gayet saygılı davrandığını düşünüyordur. Ben de öyle düşünüyordum.

Sorun şu ki, ben kendimi saygılı bir eş sanırken, meğerse kocama günde 10-15 defa saygısızlık ediyormuşum. Hem de hiç farkında olmadan. Nasıl mı?

  • Bir şey anlatırken araya girip tavsiye vererek.
  • Söylediği şeye burun kıvırarak veya gözümü devirerek.
  • Ondan daha iyi bildiğimi düşündüğüm konularda onun söylediği şeyleri hiçe sayarak, geçiştirerek ve kendi fikirlerimi savunarak.
  • Ona yardım etmeye çalışarak.
  • İşiyle ilgili tavsiyeler vererek.
  • Yediği yemeğe karışarak ve daha sağlıklı yemesi gerektiğini söyleyerek.
  • Sigara içmesini eleştirerek.
  • Onun için doktor randevusu alarak.
  • Bana nasıl davranması gerektiğini söyleyerek veya ima ederek.
  • Bulaşık makinesini nasıl doldurması gerektiğini anlatarak.
  • Onun iç çamaşırı alışverişlerini yaparak.
  • Arabayı nasıl kullanması, hangi yoldan sapması, nereye park etmesi gerektiğini söyleyerek.

Özellikle son saydıklarıma karşı çıkıyorsunuz muhtemelen. “Sadece yardım ediyorum, ne var bunda! Kıymet bilmiyor hiç bu adamlar!”

Ben de bu şekilde düşünüyordum. Erkekler ve kadınlar üzerine okuduğum kitaplardan sonra fikrim değişti.

Erkekler ve kadınlar farklı dil konuşuyorlar aslında. Yani bu ülkede hepimiz Türkçe konuşuyoruz evet, ancak bizim ağzımızdan çıkan bir sözü erkekler çok farklı biçimde anlayabiliyor.

Özellikle “yardım” amacı ile söylediğimiz herşey, onların dilinde “eleştiri ve güvensizlik” anlamına geliyor.

Örnek vermek gerekirse;

Kadının söylediği: “Buradan sağa dönelim, ileride trafik olabilir.”

Erkeğin anladığı: “Senin şöförlüğüne güvenmiyorum. Trafik durumuna da bakmamışsındır muhtemelen, çünkü çok sorumsuzsun. Senin yüzünden gideceğim yere geç kalmak istemiyorum.”

Çok mu abartı geldi? Hayatınızdaki erkekleri bir gözden geçirin. Baba, oğul, kardeş, abi, arkadaş, akraba... Yardım amaçlı her müdahalenizde verdikleri tepkiyi gözünüzün önüne getirin.

Ben sizin bazı durumlarda gerçekten sadece yardım etmek istediğinizi, bazı durumlarda da eşinize güvenmediğinizi ve kontrol etme ihtiyacı hissettiğinizi anlayabiliyorum. Aynı şeyleri ben de yaşadım.

Etrafını kontrol etme, müdahale etme dürtüsü, bir çok sebepten kaynaklanıyor olabilir. En büyük sebep korkudur.

 

Korkularınızı tespit edin ve değerlendirin.

En çok nelerden korkuyorsunuz? Aşağıda çoğumuzun yaşadığı korkulara ilişkin örnekleri görebilirsiniz:

Parasız kalmak, utanç verici bir durumda kalmak, tanıdıklar, akrabalar veya arkadaşlar tarafından eleştirilmek veya dışlanmak, çevreye kötü bir izlenim vermek, sağlığını kaybetmek, eşinin sağlığını kaybetmesi, hatta ölmesi ve bunun sonucunda yalnız kalmak, çocuğunu yanlış yetiştirmek, işini kaybetmek, evin kirlenmesi, dağılması ve evde daha çok iş yapmak zorunda kalmak...

Bütün bu korkular, bizi etrafımızda olan biteni kontrol etmeye zorlar. En çok da bize en yakın olan kişiyi, yani kocamızı.

Şunu bilmelisiniz ki; kontrol bir illüzyondur. Gerçek değildir.

Özellikle de başkalarını kontrol etmek, başarılması imkansız bir şeydir. Yıpratıcı ve yorucudur. İşe yaramadığı için karşınızdaki insana kırgınlık ve öfke biriktirmenize, ona olan davranışlarınızın zaman içinde farkında olmadan değişmesine neden olur.

Pekiyi dünyadaki her şey kontrolünüz dışında mı yani? Değil. Gerçekten kontrol edebileceğiniz, değiştirebileceğiniz ve geliştirebileceğiniz tek bir insan var: Kendiniz.

Evliliklerin ve ilişkilerin sahibi kadındır. Bu benim samimi düşüncem. Kadın, bir evliliğin nasıl ilerlemesini isterse, o evlilik öyle ilerler.

Siz ilişkinizin huzurlu, eğlenceli ve tutkulu olmasını istiyorsanız öyle bir ilişkiye, gergin, soğuk veya kavgalı olmasını istiyorsanız da öyle bir ilişkiye sahip olursunuz.

Kadın olarak, tek elinizle evliliğinizi ilk zamanlardaki tutkulu, eğlenceli, huzurlu haline döndürebilirsiniz. Bunun için kendinizi değiştirmeniz yeterli.

Hem de asıl değişmesi gereken kişinin kocanız olduğunu düşünseniz bile!

Siz değiştikçe, göreceksiniz ki onun size olan davranışları da değişecek.

Burada çok büyük vaatlerde bulunmak istemiyorum. Benim blogumda belirttiğim beceriler ve vasıflar size uymayabilir. Gerçekten uymayabilir. Ama uyabilir de. Hatta uyması ve işe yaraması çok büyük bir ihtimal.

O yüzden bir şans verdiğinizi görmeyi çok isterim.

İlk adım olarak da onu saygıyla dinleyip, söylediklerini saygıyla karşılayabilir, müdahale veya yardım etme ihtiyacı hissettiğiniz anlarda ağzınızda bant varmış gibi davranabilirsiniz.

Siz eşinize ne gibi konularda müdahale etme veya öğüt verme ihtiyacı duyuyorsunuz? Bunu nasıl bıraktınız? Bırakınca neler değişti? Aşağıdaki yorumlarda deneyimlerinizi bekliyorum 🙂

15 thoughts on “Bu basit beceri, evliliğinizde heyecanı yeniden alevlendirecek.

  1. Ada

    Merhaba zeynep hanım ben bu konuuda daha önceki tavsiyelerinizi dinledim ve soyle oldu... önceden esime kıyafetlerini çıkarıp ulu orta yere atmasına çok kızardım bağırırdım hatta ve hiç bir dediğimi yapmazdı yada yapsada zorla kızarak ve bida yine aynısını yaşayacak şekilde yapardı.. ancak anladimki kızarak bağırarak hic bir yere bagirilmiyor ve birde banyo sepetinin üzerine ben havluluk koyardım yerim sknti olduğu icin ve eşimin o sepeti açtığını hic görmedim hep önüne atardı çamaşırlarını bir gun anladimki erkek uzun uğraş işler sevmiyor ve bu da benim işimi zorlaştırıyor üzerindeki eşyayı aldim ve sepeti koydum baktımki üstünde bir sey yokken esim içine atmaya başladı... çıkardığı çamaşırları hayatım bunları banyoya atsaan çok isterim cok mutlu olurmu demeye başladım ve artık yatak odamıza bile çamaşır kolay kolay atmaz.. ama bazen havlusunu getirip yatağın üzerine atıyor güzelce söylememe rağmen beni sen kadın esim değilmişin sen neden götürmüyorsun diyor buna çok sinirleniyorum içten içe ama kızmamaya çalışıyorum...

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Ada, yazdığım becerileri kendine ve hayatına uyarlaman, evliliğinde huzuru geri getirecek ve aşkınızı tazeleyecek adımlar atman çok güzel. Benden sana tam destek 🙂
      Ben de evin bir odasını fazla dağınık bulduğumda, söylenirdim ve bu hiçbir işe yaramazdı. Artık "sen" kelimesini bile kullanmadan "Salonumuz derli toplu olsa çok mutlu olurum" diyorum. Kocam bir şeyleri topladığında bu işi nasıl yaptığına karışmak veya doğrusunu göstermek yerine, ona teşekkür ediyorum. Ekstra bir iş yaptığı ve bu yüzden söylendiği zamanlarda, "Ben de şunları şunları yapıyorum ne var yani çok mu zor geldi" demek yerine, "Teşekkür ederim canım yoruldun biliyorum, çok makbule geçti sayende kendime ayıracaj vaktim kaldı" diyorum. Evin eskiye göre daha düzenli olduğunu söylememe gerek yok sanırım 🙂
      Tabii bu becerilerin hepsi kısa dönemde erkeklerin hoşuna gitmeyebiliyor. Ek iş yapmak onlara zor gelebiliyor. Ancak uzun dönemde biz mutlu ve rahat olduğumuz için onlar da mutlu oluyor aslında. Mutlu kadın, mutlu hayat 🙂

      Reply
      1. Ada

        Bu arada hem tuğba ve ada olan kişi benim isim sorun oldu yazamadım değiştirrmiistim kayit olurken de hata veriyor sistem yeni isimler deniyorum o isim alınmış diyor ... neyse gelelim konumuzu gerçekten hakliisniz tüm yazdiklarinizda.. artik hasta olduğumda bulaşık makinesine gelişi guzel tabakları bardakları yerleştirsede de sonuç olarak işimi gören bir esim var zor durumumda ve artık niye böyle yerlestirdinn yerine çok teşekkür ederim hayatım eline sağlık diyorum; )

        Reply
        1. Zeynep Bahar

          Tuğba - Ada merhaba 🙂
          Sanırım wordpress ile ilgili bir sorun. WordPress'te aynı isimde başka üye var ise hata veriyor olabilir.
          Yazdıklarımdan faydalanman beni çok mutlu etti. Sevilmek, mutlu edilen ve el üstünde tutulan kadın olmak için başladığın bu kişisel gelişim yolculuğunda seni tüm kalbimle destekliyorum!

          Reply
          1. Ada

            Cok teşekkür ederim... ust konularınızın birinin altına da yorum yazmıştım bakabilirmisiniz ...umarim sizi çok yormuyorum dur...

            Reply
  2. Aysun

    Merhaba Zeynep Hanım ben Kanada'da yaşıyorum 4 senedir çok kötü bir evlilik geçiriyorum sdugunumde olay cikti ve rrtesi gunu esim abilerile ise gitti kendimi cok degersiz gormeye basladim son 1 yildan sonra hep çok mutsuzum boşanmaya karar verdim iki çocuk annesiyun ben internetten çok şey araştırdım Hiç kimsem yok biseyler ogrenmis istiyorum. Okuduklarım o kadar güzel ki çoğu beni anlatıyor Kocama çok yukleniormu muşum ben belki kendi ellerimle onu uzaklaştırdım. Sorun ne biliyor musunuz hep kendi ilgisiz gördüm sürekli çalışıyor Bir de kendi ailesine yapıyor diyorum bu düşünceyi silmek istiyorum ama olmuyor bazen küsüyorum hiçbir tatile gitmiyoruz bir şeyler yapmıyoruz yaparız diyor ama yapmıyor Ben susuyorum hafta sonunu bekliyorum Sırf çocuklar için çocuk eğlence yerleri de gidiyoruz hepsi bu özel günlerimi biliyor ama yapmak istemiyor neden . Son zamanlarda ona çok Saygısızlık yapmaya başladım kavga edecek bir yer buldum bakayım O ne yapacak hep onu denedim ama sadece kaciyor sormuyor Bana sorun derdinle konuşmuyor benimle tek dediği şey olay olmadan çıkmak istiyorum büyümesin ben konuşmak istiyorum o kaçmak istiyor cok yalnizim. Bu yazdıklarınızı uygulayacağım alttan alacağım iyimser olacağım iyi düşüreceğim artık kendimide gectim tek
    cocujlarimi dusunucem Bunları yapacağım bakayım değişen bir şey olacak mı

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Aysun merhaba, çok yalnız hissediyor olmalısın!
      Ben de eşimden ilgi göremediğimde, agresiflik yapmayı, küsmeyi, mantıklıca konuşmayı, herşeyi denedim ama nedense hep daha çok direnişle karşılaştım.
      Ne zaman ki "ilişkim üzerinde uğraşma" fikrini terkedip kendi kişisel gelişimime odaklandım, kendimi mutlu etmek için birşeyler yapmaya başladım, o zaman beni şaşırtan gelişmeler oldu. Eşim kendiliğinden yanıma gelmeye ve ve o çok istediğim ilgiyi göstermeye başladı.
      İlgi görmenin ilacı insanın önce kendine ilgi göstermesiymiş meğer!
      "Kimsem yok" demenden, Kanada'da fazla arkadaşın ve sosyal çevren olmadığını algılıyorum, doğru mu?
      Eşinin tavrını değiştirmeye çalışmayı bırakıp, biraz kendine yatırım yapmaya ve sosyallik içeren aktiviteler bulmaya ne dersin? Buna ihtiyacın varmış gibi duruyor! Bakalım ne değişecek?

      Reply
  3. Merve

    Zeynep Hanım gerçekten yazılarınız harika.. Şuan işyerimde oturdum hepsini teek tek okuyup notlar alıyorum. Yazdıklarınızdan bazılarını kendi kendime deneyimlemiştim. Örneğin eşimi bi konuda översem o konuyla ilgili 1 tık daha iyi şeyler yapıyor. Sizin yazınızı okuyunca aaa evet doğru dedim kendi kendime. Diğer yazdıklarınızı da uygulamaya sokacağım. Sizden bir ricam var "Okuduğum kitaplar sayesinde aşağıda anlatacağım kritik beceriyi edindim" yazmışsınız. Kitap okumayı da çok severim. Okuduğunuz kitapları da paylaşabilir misiniz? Emekleriniz için çok çok teşekkürler..

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Merve merhaba, "Erkekler Mars'tan, Kadınlar Venüs'ten" çok severek okumuştum. Ayrıca Laura Doyle'un tüm kitapları 🙂

      Reply
  4. Zeynep Zehra

    Zeynep Hanım yazdıklarınızı okudukça inanamadım ağzım açık kaldı,sanki kendimi gördüm bende annemi çocukken kaybettim ve yurtlarda büyüdüm sizin gibi.birinden bişey istememenin ,kimseye muhtaç olmamanın erdem olduğunu düşünürdüm belki hala aynı fikirdeyim .evliyim bi kızbebeğim var .eşimi çok seviyorum o da beni seviyor .dikkatimi çekti son zamanlarda çok tartışıyoruz ve bi türlü mutabık olamıyoruz.sizin önerilerinizi dikkate alacağım ve hayatıma tatbik edeceğim inşallah.Benim asıl danışmak istediğim şu kendimde şu özelliği farkettim ben eşim ve çocugum ve babam hariç kimseye bağlanamıyorum .ilerde lafını yapmasınlar diye ne kimseden bişey isterim ne derdimi açarım .kimseye kötülüğüm olmaz hep mert olmaya çalışırım.ama bu insan ilişkileeimi etkiliyor sanırım .samimiyet olmasına izin vermiyorum. Lütfen bu konuda biraz beni rahatlatır mısınız ? Birinden bişeyler duymaya ihtiyacım var .Yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyorum ,lütfen yazmaya devam edin sizi yürekten destekliyorum.

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Zeynep Zehra merhaba!
      Seni o kadar iyi anlıyorum ki. Ben de senin gibi kimseye derdimi açamadığım günleri hatırlıyorum. Kendime ağlama izni bile vermezdim, zayıflık göstermek istemezdim. Oysa ki zayıflığını gösterememek zaten en büyük zayıflık göstergesiymiş, bunu sonradan anladım.
      Çevremdeki insanları (özellikle de eşimi) kontrol etmeyi bıraktıkça, başlarda çok kötü ve savunmasız hissetmeme rağmen, hiç birşey korktuğum gibi olmadı. Dünyam kaosa sürüklenmedi, parasal olarak batmadık, hasta olup ölmedik, ev o kadar da pis olmadı 🙂 Ben kontrolü bırakıp yumuşadıkça ve bunun olumlu sonuçlarını gördükçe, bu benim dişimi sıkarak yaptığım bir şey olmaktan çıktı ve karakterim haline gelmeye başladı. Öyle ki bir süre sonar sesimin tonu, insanlarla konuşurken yüz ifadem, her şeyim değişti. Derdini anlatmaktan çekinmeyen, başkalarına GÜVENEN biri haline geldim.
      Her şey eşime güvenmekle başladı senin anlayacağın 🙂
      Şimdilerde bir derdim olduğunda arkadaşımı arayıp anlatabiliyorum. Dış görünüşümle ve imajımda fazlaca uğraşmayı bıraktım, tanımadığım insanlarla kısa sürede samimiyet kurabilir hale geldim.
      Evliliğimi kurtarmak için çıktığım yol beni bambaşka bir insana dönüştürdü. Artık daha yumuşak, savunmasız, samimiyim. Ve insanların da beni eskisine göre daha çok sevdiğini hissediyorum 🙂

      Reply
  5. Mine

    Eşim şiddet uyguladı sonunda desem gene kendini değiştir der mısınız? Çünkü ben bile darp olmasına rağmen boşanma kararını halen veremiyorum kafam çok karışık...

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Şiddet, kronik sadakatsizlik ve alkol, uyuşturucu, kumar bağımlılıkları kırmızı çizgidir Mine.
      Önce güvenlik gelir.

      Reply
  6. Gulsum

    Merhabalar, buldugum yazilari okuyorum ve size denk geldim, acaba banada tavsiyeleriniz olabilir mi diye yazmak istedim.. benim birden fazla sorunum var esimle. Onu cok seviyorum, Oda beni yani konusunca oyle soyluyor.. Ama baska icraatyok yada ben goremiyoruz bilmiyorum. Misal bi konuda tartisiriz veya kirici konusur ben tepki gosteririm v kuserim diyelim aslinda itiraf etmeliyimki evet gercekten kirilmisimdir Ama kusmeyi sirf biraz muhakeme hapip beni anlamasini istedigin icin kusluk yapiyorum. Oda bi ise yaramiyor acikcasi.. aslinda sorun ettigim cok konu var da hepsini buraya yazsam cevblarmisiniz bilmiyorum..
    Biz yurd disindaydik ce esimin istegi uzere turkiye ye yerlestik cunku esim orali.. aslinda bende alisabilirim turkiyeyi cok seviyorum, Ama kV bizi hic yanliz birakmak istemiyo, her hafta daha carsamba dan esimi arayip nu pazar bize gelin diyor, esim ilk baslarda bana sormadan olur geliriz derdi, ve ben bunu duydugumda hep tepki gosterirdim, sonunda esim anlladi Ama kV hep aynisini yaptigi icin esim birine gelemeyiz Dédé birine tamam diyor.. sorun su ki kV ile hic anlasamayiz ustelik cok antipatik geliyor bana ce ben mumkun oldukca bir araya gelmek istemiyorum onunla.. defalarca esime uygun dille anlatmaya calistim, dedigi teksey annemi bu yastan sonra degistirememki..
    Ama benim derdim o degilki, ben sadece esimin béni anlamasini ce desteklemesini istiyorum, cunku hem bizi hep bir araya getiriyor hemde onunla yasadigim hic bir sorunda bana destek olmuyor, aslinda sonradan konusunca bana hak verdigini itiraf ediyor ( benim annem boyle napayim) deyip kestirip atiyor.. bende diyorumki yapacagin tek sey bizi cok bir araya getirmemekve sorun yasadigimizda beni savunmakbana destek olmak..
    Bunun gibidaha baska sorunlarimiz da var, mesela ayda yolda bir sevdigini soyler, niye daha s'il soylemiyosun dedigimde ise, hergun soylersem degeri kalmaz diyor.. yada para konularinda bi soru sordugumda hemen sana hesap mi vericem diye tepki gosteriyor, yada ailesine annesine veya kardesine para veriyor ben bunu sonradan tesadufen duyuyoruz, neden bana soylemiyosun dedigimde kardesim anam tabiki vericem UC bes veremiyceksem bana yaziklar olsun diyor. Benim derdim neden zamaninda bu konuyu benimle paylasmiyor? Gerektiginde tabiiki yardim edecek..

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Gülsüm merhaba! Yaşadığın sorunları, eşin tarafından anlaşılmak ve empati duyulmak istemeni anlayabiliyorum!
      Kayınvalideler çok zorlayıcı olabilir. En iyi ve tatlı olanı bile zaman zaman sinir bozabilir. Sana tavsiyem, kayınvaliden ile ilgili sorunlarını eşinle hiç paylaşmaman. Çünkü o kişi, eşinin annesi. Eşine annesiyle ilgili her yorum yaptığında, eşinin "kendisiyle" ilgili yorum yapmış oluyorsun. Çünkü kayınvaliden, eşini büyüten, yetiştiren kişi. Onun hayatındaki en önemli ve en sevdiği 2 kişiden biri yani!
      Bir arkadaşım bana demişti, ben de aynısını uyguluyorum. Eşimin ailesinden bahsederken asla "annen" ya da "baban" demem. Bir şey söyleyeceksem de "Annem böyle yaptı" diyebilirim en fazla. Yani "Annen" değil, "annem" derim. Demek istediğimi anladın mı?
      Bir anlaşmazlık yaşasak bile, eşime bunu şikayet ederek onu arada bırakmam. Öyle yaparsam eşim taraf tutmak zorunda kalır. İnsanın hayatındaki en önemli 2 kişi arasında taraf tutmak zorunda kalması biraz haksızlık değil mi?
      Bir arkadaşım kayınvalidesini hiç sevmediğini, her haftasonu onlara gitmek zorunda olmaktan bıktığını anlatıp dururdu. Sonra bir anda kayınvalidesi vefat etti ve arkadaşım onu hiç tanımaya çalışmadığını, buna hiç fırsat vermediği ve onlara her gittiğinde dakikaları saydığı için şimdi üzüldüğünü ve pişman olduğunu söylüyor. Bir dahaki ziyaretinizde, önyargıları kenara bırakıp kayınvalidenle gerçekten sohbet etmeye çalış, bakalım bu sefer bulunduğun ortamdan keyif alabilecek misin?

      Reply

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir