Skip to content

Kocanız, izin verdiğiniz derecede iyi bir koca olacak.

Kocanız, izin verdiğiniz derecede iyi bir koca olacak.

Designed by Freepik

İnternetin derin köşelerinde, forumlarda, bloglarda, sosyal medya boşluklarında, kendini değersiz hisseden, evlilikte aradığını bulamamış, mutsuz kadınların yazdıklarını okuyorum. Her seferinde içim cız ediyor.

Eşiniz isteklerinize cevap vermiyorsa, aranızdaki bağ kopma noktasına gelmişse, sorun sadece eşiniz kaynaklı olmayabilir. Bunu ben kendimi geliştirerek düzelttim, siz de yapabilirsiniz! iyi bir koca

Hem eşiniz sizin beklentilerinize cevap vermiyor, hem de bununla yetinmeniz gerektiğini, evliliğin böyle bir şey olduğunu, kimsenin hayat boyu filmlerdeki gibi romantik aşk filmi yaşamadığını söyleyip duruyor. iyi bir koca

Duyan da dünyaları önüne sermesini bekliyorsunuz sanır. Altı üstü size biraz olsun güler yüz göstermesini, sizi görünce sarılıp öpmesini, koltukta yanınıza oturmasını istiyorsunuz. Ara sıra sizinle gezmeye çıksın, ev işlerine gönüllü olarak el atsın, ya da en azından kendi dağınıklığını toparlasın. Kırk yılda bir de olsa sizi düşünüp bir hediye alsın, ya da sadece güzel olduğunuzu söylesin.

Ama yok... Bu kadarcık bile ilgiyi çok görüyor.

Kimse bu derece ilgisiz bir adamla ömrünü geçirmek istemez. Kimse hayat boyu ihmal edilmek için gelmedi bu dünyaya.

Ben eşimle ilişkimiz sıkıntıya girdiği zamanlarda, kendimi kapana kısılmış gibi hissediyordum. Aile sahibi olmaya dair sonsuz özlemim vardı. Ama aile olmak gerçekten bu muydu?

Eşime bana nasıl davranması ve neler vermesi gerektiğini anlatırsam her şey çözülür diye düşünüyordum. Tabii ki çözülmedi. Bir defa, bir erkeğe size nasıl davranması ve nasıl bir koca olması gerektiğini anlattığınız zaman, o kişi tam olarak anlattığınız şekilde davransa bile, işin bütün romantizmi ölüyor. Ne erkek yaşadığı şeyden keyif alıyor, ne de kadın.



Ayrıca, amacınız onun zorla size istediklerinizi vermesini sağlamak değildir eminim. Ona bir şeyleri zorla yaptırmak istemiyorsunuz, değil mi? İçinden gelerek yapmasını, sizi mutlu edecek ufak jestler yapmasını istiyorsunuz.

Ben de bunu istiyordum, ve fark ettim ki, hem yardım, iltifat ve hediyeler almak istiyorum, hem de onun içinden gelerek sunduğu yardımları, iltifatları ve hediyeleri reddediyorum!

Siz de farkında olmadan bunu yapıyor olabilirsiniz. Bir erkeğin hali hazırda sunduğu yardım, hediye veya iltifat reddediliyorsa, erkek daha fazlasını yapmak için motivasyon bulamaz.

Size sunulan her türlü şeyi sevinçle aldığınızda, hem sunan kişiyi onurlandırmış, hem de mutlu edilmeyi iyi karşıladığınıza dair bir sinyal vermiş olursunuz.

Size sunulan şeyleri reddetmeniz, genel olarak olan biten her şeyi kontrol etme isteğinizden kaynaklanır. İnsanların size bir şeyler vermesine izin verirseniz, pasif hale geçersiniz ve bu korkutucudur.

Size sunulan şeyleri reddetmenizin temel olarak 4 sebebi vardır:

1. Zayıf görünmekten korkarsınız.

Bir arkadaşınız sizin evinizde yenen akşam yemeği sonrası bulaşığı yıkamayı teklif ettiğinde, otomatik olarak "Olur mu canım, sen otur, ben hallederim!" yanıtını veriyor olabilirsiniz.

İş arkadaşınız çantanızı taşımayı teklif ettiğinde, "Gerek yok, çok teşekkürler, ağır değil zaten." diyor olabilirsiniz.

Çalışmadığınız bir dönemde, anne babanızdan gelen maddi yardım teklifini gururlu bir tavırla geri çevirebilirsiniz.

Ben böyleydim, oradan biliyorum. Bana gelen her türlü yardım teklifini kayıtsız şartsız kabul etmeye başladığımda, aslında insanların beni sevmesi ve değer vermesi için güçlü görünmeye ihtiyacım olmadığını fark ettim. Hatta daha da ileri gidecek olursam; güçlü görünme çabasının beni itici gösterdiğini fark ettim diyebilirim.

2. Borçlu hissetmekten korkarsınız.

Arkadaşınız evde bulaşığa yardım ederse, ailenizden biri size pahalı bir hediye alırsa, birisi saçınıza iltifat ederse mahcubiyet duyar ve o kişiye borçlu kalmış hissine kapılırsınız. Yardımı reddetmeniz, hediyeyi alırken aşırı mahcup bir tavır takınmanız ya da iltifatı geçiştirmeniz gerektiğini, bunları yapamazsanız o yardımın, hediyenin, iltifatın karşılığını ödemeniz gerektiğini düşünürsünüz.

Bu hissin dünyanın en boş hissi olduğunu söylesem?

Çünkü yardımlar, hediyeler ve iltifatlar karşılık beklenerek yapılmaz. Size bunları veren kişinin aklında tek bir şey vardır: Sizi memnun etmek.

Memnun olduğunuzda, aldığınız şeyin karşılığını fazlasıyla ödemiş olursunuz.

Daha fazlasını yapmanıza gerek yoktur. Kimse sizi kendine borçlu hale getiremez ve bağımsızlığınızı elinizden alamaz.

3. Kendini beğenmiş görünmekten korkarsınız.

Birisi size iltifat ettiğinde, bir anda mütevazi imajınıza zarar gelmiş hissine kapılırsınız. Sahne ışıklarının altında kalmış gibi hissedersiniz.

Bu yüzden iltifatı geçiştirebilir, ya da karşınızdaki insanın yanlış düşündüğünü belirten bir şeyler söyleyebilirsiniz. "Cildin çok güzel" dediğinde "Çok kuru aslında, hiç memnun değilim!" demek gibi.

İltifatlar karşısında kocaman gülümseyen ve "Teşekkür ederim!" diyebilen bir kişi kendini beğenmiş görünmez. Aksine çok çekici ve kendine güvenli görünür.

4. Kurduğunuz bir mantık vardır.

Eşiniz sizi haftasonu yemeğe çıkarmak istediğinde çok işiniz olduğu bahanesiyle teklifini reddettiğinizde, aslında içten içe "Dışarıda yemek için harcayacak paramız yok" diye düşünüyor olabilirsiniz.

Akşam çocuğa bakmayı teklif ettiğinde, ona abur cubur yedirecek diye korkabilirsiniz.

Sürpriz bir tatil ayarlamak istediğinde, kötü bir otel seçecek ve rahatsız bir yatakta yatmak zorunda kalacaksınız diye bunu reddetmenin ve "birlikte seçelim" demenin daha mantıklı olacağını düşünebilirsiniz.

Bunların hepsi mantıklı düşünceler. Ancak hepsi de sunulanı almaya engel teşkil eder ve eşle olan yakınlığı ve aşkı törpüler.

Kadınlar bu tür şeyleri kontrol etmeyi bıraktıktan sonra geriye dönüp baktıklarında, iflas etmediklerini, borç içinde yüzmediklerini, çocuklarının obez olmadığını ve gittikleri tatillerde çok iyi vakit geçirdiklerini görüyorlar.

Üstelik 50 yaşından sonra bile romantizm, aşk ve sevgi bağları ilk gündeki kadar sağlam şekilde devam ediyor!

Bugünden itibaren, "Sunulanı al, sunulanı al, sunulanı al!" şeklinde bir içses edinin ve bunu kendinize her sabah, her akşam tekrarlayın.

Unutmayın, kocanız siz katlanabildiğiniz ve izin verdiğiniz derecede iyi bir koca olacak! Siz ne kadarına katlanmaya hazırsınız?

Bu arada, kendinizi (ve dolayısıyla evliliğinizi) dönüştürme yolunda en kritik becerileri kazanmanızı sağlayacak şu ve şu yazıları da okumaya davet ediyorum sizi.

iyi bir koca

9 thoughts on “Kocanız, izin verdiğiniz derecede iyi bir koca olacak.

  1. Ada

    Size verilen ödevi bende deneyecegim demiştim ya hatırlarsanız, esim dün gece yarın dışarda piknik yapalim dedi ve çok şaşırdım ve tabiki dedim çok mutlu olduğumu söyledim içimdende nasil olsa sabah vazgeçer diye de düşünüyordum ve sabah kahvaltıyı eve gore ayarlıyordum ve esim hadi gidiyoruz degilmi dedi ve ayrıca mutlu oldum defalarca nereye gidelim dedi ve ben sana bırakıyorum dedim en son artık karar veremedi bi yer söyledim o bi yer söyledi ve onun söylediği yeri kabul ettim ve güzel bir kahvaltı ettik teşekkür ettim ve oturup sohbet ettik sonra kalkalim dediğimde eskiden otur biraz ya napcaz evde derdim ama kalktım sakince ve esim başka bi yere daha gitmeyi teklif etti yine çok şaşırdım ve hic karışmadan yanında gezdim çok guzel vakit geçirdik ve farkettimki içinden gelerek yapıyor ben aslında hep içinden gelmiyor diye düşünürdüm çünkü ben zorlardım şimdi artık bambaşka pencere açıldı resmen.. size çok teşekkür ederim bana bize sundugunuz guzel fikirler icin

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Ada, ben de denedim ve benzer şeyler yaşadım! Hayatımız, katlanabildiğimiz ölçüde güzelleşiyor 🙂
      Kontrolü bıraktığımız zaman gerçekten bizi mutlu etmek istiyorlar, ve ancak sürece karışmayınca yapılanların içten ve samimi olduğunu anlıyor, sevildiğimizi hissediyoruz.
      Eşinin sana sunduğu şeyleri sevinçle alabildiğin ve baş başa gününüzün keyfini çıkarabildiğin için çok mutlu oldum! Her şey gönlünce olsun 😉

      Reply
      1. Ada

        Sizden birde öfke kontrolü konularıyla ilgili yazılar bekliyorum herşeyi uygulayabiliyorum bu yazılarınız sayesinde ancak hala öfkemi kontrol edemiyorum derin nefes yada dışarı çıkma gibi şeyleri düşünene kadar öfkemi sınırımı kusmus oluyorum ve farkedincede yaptıklarımdan dönemiyorum inadım devam ediyor.. karşımdaki anlayana kadar küsmek geliyor içimden bu konuda fikirlerinize ihtiyacım var 🙂

        Reply
        1. Zeynep Bahar

          Ada, öfkeni kontrol etmek için bir adım atmana çok sevindim!
          Öfke tek başına ortaya çıkmaz. Ardında ya bir korku, ya bir kırgınlık vardır.
          Korkuyu ya da kırgınlığı öfkeyle maskeleriz.
          Bu konuda bir yazı yazacağım, fikrin için teşekkürler!

          Reply
          1. Ada

            Heyecanla bekliyor olacağım, evet öfkemin arkası koca bir korku ile dolu haklısnız kaybetme korkusu beğenilmeme istenilmeme istediğini alamama korkusu gibi şeylerle dolu . Ancak yazacağınız yazı ile bunu asacağıma inaniıyorum dikkate aldığınız için tesekkurler:)

            Reply
  2. Bus

    Zeynep hanım, başkalarının mutlu evliliklerine, ilgili kocalarına imreniyorum. Bu en çok bana zarar veriyor. Bundan nasıl kurtulabilirim?

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Bus, merhaba. Başkalarının evliliklerine imrenmek durumunda kalmak çok zor, biliyorum bunu. İnsan kendi hayatından tatmin olmak ve gurur duymak istiyor.
      İlk adım olarak kendi karakterini ve dolayısıyla ilişkini dönüştürecek yazıları okumaya başlamışsın mesela, ileride en büyük farkı bu yaratacak!
      İkinci olarak, neye odaklanırsak onu büyütürüz. Kendi evliliğimizdeki ve eşimizdeki eksiklere odaklanırsak bunlar büyür. Sahip olduğumuz şeylere odaklanıp minnettar olur, teşekkür edersek de sahip olduklarımız artar.
      Başkalarına imrenmen, sende olmayan şeylere odaklandığın anlamına geliyor. Seni bakış açını değiştirmeye ve ilişkindeki minnettar olabileceğin şeylerin bir listesini çıkarmaya, bunlar için eşine teşekkür etmeye başlamaya davet ediyorum.

      Reply

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir