Skip to content

Kocam özür dilemiyor, hatasını kabul etmiyor.

"Kocam özür dilemiyor, hatasını kabul etmiyor."

Designed by Bearfotos / Freepik

Hangi kadına "Erkeklerin en sevmediğiniz huyları nelerdir?" diye sorsam, "Beni kırdığında veya yanlış bir şey yaptığında bunu asla kabul etmemesi, özür dilemememesi" gibi bir cevap en üst sıralarda gelir. Kocam özür dilemiyor

Bu kronik problemin çözümünü aşağıdaki yazımda sunuyorum 🙂

Aynı dertten ben de muzdariptim. Eşim kırıcı bir yorum yaptığında, beni eleştirdiğinde veya sesini yükselttiğinde, ona bunu yapmasının yanlış olduğunu anlatırdım. Bazen fırsatını bulduğumda benzer şekilde bir yorum yapar, ardından "Yaa, bak işte nasıl oluyormuş!" diyerek benimle empati kurmasını sağlamaya çalışırdım. Ya da, saatlerce trip atar, soğuk davranır, hatasını anlamasını beklerdim.

Bunların hiçbiri işe yaramadı. Ne trip atmak, ne aynısını ona yapmak, ne de mantıklı bir biçimde nerede hata yaptığını ve bana ne hissettirdiğini anlatmaya çalışmak, istediğim özrü ve nazik cümleleri duymamı, eşimden istediğim şefkati görmemi sağlamadı.

Aksine ben bunları yaptıkça, aramız daha çok gerildi. Karşılıklı olarak daha fazla kırıcı yorum yapar, sesimizi daha sık yükseltir olduk.

Beni sevmediğini, sırf evlenmiş olmak için evlendiğini düşünecek duruma geldim!

Aşağıda anlatacağım adımlar sayesinde, evimizde kırgınlık ve küskünlükler minimum seviyeye indi.

İpucu: Meğer eşim çok iyi bir adammış. Ve benim de özür dilemem gereken hatalarım varmış!



Onunla konuşmanıza bile gerek kalmadan, evinizdeki huzur, yakınlık ve şefkati sağlamanız için 3 yol:

1. Onu kendi vicdanı ile baş başa bırakın.

Arkadaşım, eşinin ufak tefek aksiliklere sinirlenip, öfke nöbetleri geçirmesinden şikayetçiydi. "Olmayacak şeyden gerilim çıkarıyor, sesini yükseltip beni de çocukları da korkutuyor." diyordu. "Böyle yapmasının beni çok üzdüğünü, gerdiğini, çocukları da kötü etkilediğini söyledim kaç defa. Yaptığının yanlış olduğunu anlaması için dil döktüm. Ya da saatlerce kaşlarımı çattım. Gün boyu tek kelime etmedim. Olmuyor, anlamıyor!"K"Kocamözür dilemiyor

Bu yaklaşımı ben de denedim. Hiçbir zaman işe yaramadı. İstediğim yumuşak ses tonunu duymamı, eşimin gönlümü almasını ve özür dilemesini asla sağlamadı bu.

Anladım ki, insanlar kendilerini savunmakla meşgulken, vicdanlarını dinlemeye fırsat bulamıyor.

Artık eşimi olması gerektiği mükemmel, %100 ince ve düşünceli koca olarak değil de, kusurları ve hatalarıyla benim gibi, yani normal bir insan olarak görüyorum. Belki mükemmel bir adam değil ama iyi bir adam. Hem de çok çok iyi bir adam!

Bu yüzden artık ondan beklediğim davranışı uzun uzun anlatmıyor, bir şeye sinirlenip haksız yere sesini yükselttiğinde kaşlarımı çatıp neden böyle yaptığını sormuyorum.

Arkadaşım, eşi en son yüksek gelen bir fatura nedeniyle öfkelenip söylendiğinde, bunu üstüne alınmak yerine gidip eşine sarılmış!

"Anladım ki, kimsenin mutluluğu ya da mutsuzluğu benim elimde değil. Eşimi kontrol edemem. Ancak empati kurabilir ve destek olabilirim."

Bu beklenmeyen tepki karşısında arkadaşımın eşi, mucize gibi, anında sakinleşmiş, yumuşamış ve "Kusura bakma hayatım, bu aralar parasal şeyler beni çok geriyor" gibi bir açıklama yapmış. "Aramız hiç gerilmeden, hatta daha da yakınlaşarak atlattık bunu." diyor arkadaşım.

Arkadaşım, eşinin öfkesine eleştirel yaklaşmadığı için, kafasının içinde sesiyle kalabalık etmemiş, ona kendi vicdanını dinleme fırsatı vermişti.

2. Herkesin yanlış yapmaya hakkı var. Eşinizin bu hakkını kullanmasına izin verin.

Eşimin yaptığı yanlışları yüzüne vurmak, hiçbir zaman onun benim istediğim gibi davranmasına yardımcı olmadı.

Anladım ki, bir insanın yanlışı yüzüne vurulduğunda, o insan saygı görmediğini düşünüyor. Yanlışını düzeltmektense kendisini ve yaptığı şeyi savunmaya geçiyor.

Saygı görmeyen insanların kendine güveni azalıyor.

Kendine güveni olmayan insanlar, yanlışlarının sorumluluğunu almıyor, dolayısıyla özür dilemek de akıllarına gelmiyor.

Tersten okuyalım: Kendine güveni olan insanlar çok daha kolay özür dileyip gönül alıyor!

"İyi de bazen eşim öyle hatalar yapıyor ki, bir şey söylemeden durabilmem imkansız! Peygamber filan olmam lazım!" diyebilirsiniz.

Biliyorum. Biz sıradan ölümlü insanlar, bazen küçük, bazen de büyük batırırız.

Ve batırdığımız şey ister büyük ister küçük olsun, hata yapma hakkımıza saygı duyulduğunda, bunun sorumluluğunu daha kolay alırız. Hatayı tekrarlamak yerine ders çıkarmaya daha eğilimli oluruz.

Bu yüzden sizi, eşinizin hatasını gördüğünüzde, bu hata büyük bile olsa yüzüne vurmaktan kaçınmaya davet ediyorum.

3. Kendi hatalarınızın sorumluluğunu alın.

İlişkimizde bir noktadan sonra eşimle ikimiz de birbirimizi eleştirmeye başladık. İkimiz de hiçbir şey için özür dilemiyor, birbirimizi suçlama yoluna gidiyorduk. Sanki "Bak sen benden daha çok batırıyorsun!" yarışına girmiştik.

Bunu kim başlattı bilmiyorum. Büyük ihtimalle ben başlattım. Ama sonuçta tavuğun mu yumurtadan, yumurtanın mı tavuktan çıktığı önemli mi?

Tek bildiğim, ben eleştiri ve suçlamaları bırakıp daha önceden yaptığım saygısızlıklar için özür dileyince, eşimin de bana anında uyum sağladığı. Kocam özür dilemiyor

Ben saygı prensibini benimsediğim zaman (ki öncesinde saygılı olduğumu sandığım halde günde 15 defa filan saygısızlık yapıyordum), ilişkimizdeki kültür öyle bir değişti ki, eşimi her gördüğümde ilk tanıştığımız zamanlardaki gibi heyecanlanır oldum!

Şimdilerde el ele tutuşarak, yakınlaşarak, gülerek ve eğlenerek geçirdiğimiz zamanın yoğunluğuna bakınca, ara sıra beni kırsa bile bunu kasıtlı yapmadığını biliyorum. O da aynı şekilde, benim yaptığım hataları hoş görüyor.

Yüzümdeki demir maskeyi indirerek kendi yanlışlarım için özür dilemenin bu kadar etkili olacağını bilsem, herhalde bunu yapmak için ayrılmanın eşiğine kadar gelmeyi beklemezdim! Kocam özür dilemiyor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir