Skip to content

Evliliğinizden ve kocanızdan istediklerinizi almanın 3 yolu (devam)

Kadınlar arzu edildiklerini hissetmek isterler. Erkekler ise kendilerine ihtiyaç duyulduğunu.

Ian K. Smith

Önceki blog yazımda, evlilikte istediklerimi almak için uyguladığım 3 adım olduğundan bahsetmiştim. Yazıyı buradan görebilirsiniz.

İlki şikayeti bırakmak ve daha çok teşekkür etmek, yani olumsuz şeyler yerine olumlu şeylere odaklanmaktı. Bu şekilde eşimin beni daha mutlu etmesi için ona motivasyon sağlamış oluyordum.

İkincisi ise, “Yapamam” diyebileceğim şeyleri tespit etmek ve “Yapamam” demeye başlamak oldu.

Eğer bir iş beni gereğinden fazla yoruyor, strese sokuyor veya kendimi mutlu ederek harcayacağım çok kıymetli zamanımı çalıyor ise, o işe basitçe “Yapamam” demeye başladım. Bu kelimeyi söyledikten sonra neden yapamayacağımı uzun uzun anlatmaktan kaçınıyor, hatta hiç açıklama yapmıyorum.

“Yapamam” dedikten sonra açıklama yapar veya kendimi savunursam, bunun  kimseye faydası olmayacak bir tartışma yaratması çok büyük bir ihtimal. O yüzden “Yapamam” dedikten sonra eşimden bir tepki alsam bile, bu yemi yutmamaya ve kendimi açıklamamaya çok özen gösteriyorum. Eşime sadece onu anladığımı, yine de o işi yapamayacağımı belirtmekle yetiniyorum.

Üçüncü ve bu yazıda detayları ile anlatmak istediğim madde ise aşağıdaki gibi:

3. İsteklerimi doğru biçimde ifade etmeye başladım.

Benim çocukluğum biraz zorlu geçti. Küçük yaşta annemi kaybettim ve 11 yaşında yatılı okula gittim. Bir daha da tatiller dışında baba evinde vakit geçiremedim. Bir bakıma, kendi kendimi büyüttüm diyebilirim.

Bu şekilde yetişmiş olmanın beni çok güçlü ve kendine yeten bir kadın haline getirdiğini düşünüyordum. “Kimseye muhtaç olmamak”, bunu çok büyük bir erdem olarak görüyordum.

Bu yüzden, ihtiyaçlarımın benim dışımda hiç kimse tarafından karşılanmayacağı, bir şekilde bilinçaltıma yerleşmiş.

Eğer bir ihtiyacım var ise ve bunu kendim yapabilecek durumdaysam, ne ala. Başkasından yardım almadan yapıyordum. Kendi başıma yapamayacağım şeyler de vardı elbette. Bunlar için direkt talep etmem veya “Şunu yapalım.” demem gerektiğini düşünüyordum.

Sorun şu ki, bunların hepsi maskülen yani erkeksi tipte davranışlar, ve bir erkeğin en güçlü güdüsü olan “kadını mutlu etme” güdüsünü tetiklemiyorlar.

Örneğin yaşadığınız ev eski, veya size küçük geliyor. Şu anki maddi durumunuz da daha yeni veya büyük bir eve geçmeye müsait değil. Bu durumda ne yaparsanız daha etkili olur?

A. Kocama işinde daha başarılı olması için taktikler veririm ya da daha çok çalışması gerektiğini söylerim / ima ederim.

B. Harcamalarımızı kısarak bütçe yapmamız ve daha iyi bir ev almak için gelecek planı yapmamız gerektiğini söylerim (ya da direkt bütçeyi ve planı ben yaparım).

C. Kendi harcamalarımı kısarım, işimde daha çok çalışır ve zam almak için uğraşırım (ya da çalışmıyorsam iş bulurum) ama kocama karışmam.

D. Maddi durumumuz yeterli değilken böyle bir konuyu açmak kocamı üzebilir. Hiçbir şey söylemem ve şartları kabullenirim.

E. Hiçbiri

Doğru cevap E şıkkı, yani hiçbiri.

Örneğin A şıkkını ele alalım. Burada kocanızın işine karışmış, baskı yapmış oluyorsunuz. Burada hem saygısızlık ederek onu oksijenden mahrum bırakmış, hem de esas isteğiniz olan daha yeni / büyük bir ev konusunu hiç dile getirmemiş oluyorsunuz. Sonuç olarak hem aranız bozuldu, hem de istediğinizi alamadınız. O yüzden bu şıkkı eliyoruz.

B şıkkına gelince. Bunu yapmak ilk bakışta biraz mantıklı gibi görünüyor. Eğer ikiniz de erkek olsaydınız ve ev arkadaşı olsaydınız, böyle bir davranışın hiç mahsuru olmazdı. Unutmayın, siz erkek değilsiniz. Bir evlilikte tutkunun, sevginin ve ilginin karşılıklı devam etmesi için, kadının kadın gibi, erkeğin erkek gibi olması gerekir. Harcamalara karışarak evde kötü polisi oynamak benim tecrübeme göre bir kadının çekiciliğini kaybetmesine neden oluyor.

C şıkkını ele alalım. Burada esas isteğinizi dile getirmeden, bütün yükü üzerinize almış oluyorsunuz. Böylece kendinizi strese soktuğunuz için mutsuz bir ruh haline bürünme ihtimaliniz var. Mutsuz bir insanın yanında kimse durmak istemez. İkinci olarak, erkeği en büyük arzularından biri olan “ihtiyaç duyulma” tatmininden yoksun bırakmış oluyorsunuz. Evet, “kendisine ihtiyaç duyulduğunu hissetmek” erkeklerin en büyük arzularından biridir. Kocanıza bunu yapmayın.

Son olarak D şıkkını konuşmak isterim. Oldukça zararsız gibi görünen bu davranış, sizi kadın olduğunuz için doğuştan sahip olduğunuz “sevilme, el üstünde tutulma ve arzulanma” hakkınızdan mahrum bırakacaktır. Evet, ben bütün kadınların doğuştan bu hakka sahip olduğunu düşünüyorum. Biz bunu çekerek almıyoruz. Kadın gibi davrandığımız müddetçe, bu bize zaten kendiliğinden geliyor.

Pekiyi ne yapacağız? Kocamıza “Bu evi sevmiyorum, bana daha büyüğünü al” mı diyeceğiz?

Hayır. İsteklerimizi ifade etmenin çok daha kadınsı ve ilham verici bir yolu var. Hatta sihirli bile diyebilirim 🙂 Aynen şu şekilde:

“........ çok isterim.”

Bu nokta nokta kısmını istediğiniz şekilde doldurabilirsiniz, “Sen” kelimesini içermemesi şartıyla.

Örneğin: “Daha büyük bir evde yaşamayı çok isterim.”

“Yeni bir evde oturmayı çok isterim.”

Bu cümlelerin sihirli olmasının birkaç sebebi var

  1. Talep içermiyorlar. Kocanıza yeni bir angarya yüklemiş olmuyorlar. Bu cümleyi kurduğunuzda tek yaptığınız, gerçek isteğini neyse onu belirtmek ve kocanıza sizi mutlu etmesi için bir ipucu vermek oluyor.Örneğin “Bize daha büyük bir ev bakmanı çok isterim.” cümlesi talep içeriyor. Bu cümlenin ilham verici bir tarafı yok.
  2. İsteğinizin ne zaman ve nasıl gerçekleşmesi gerektiğine dair bir ifade içermiyorlar. Böylece kocanız her hangi bir zaman veya iş baskısı hissetmeden sizi mutlu edebileceğini öğrenmiş oluyor.
  3. Kocanıza sizin bir şeye ihtiyaç duyduğunuzu ve bu ihtiyacı onun karşılayabileceğini ifade etmiş oluyorsunuz. Böylece onun içindeki “kahraman”ı ortaya çıkarmış oluyorsunuz.

Sizin gerçek istekleriniz nelerdir? Bu cümledeki nokta nokta kısmına koyabileceğiniz şeyler nelerdir?

Aşağıdaki yorumlarda görmeyi çok isterim 🙂

4 thoughts on “Evliliğinizden ve kocanızdan istediklerinizi almanın 3 yolu (devam)

  1. calypso

    merhabalar yazılarınızın hepsini okudum ve gerçekten çok yararlı olacağını düşündüğüm bilgiler var hatta çoğunu da uygulamaya başladım bunları bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederim ve yeni yazılarınızı okumayı dört gözle bekliyorum. sizden fikir almak istediğim bir konu var aslında eşimle 2 senedir evliyiz şuan bebek bekliyoruz eşimle sıkıntımız kendisinin iddia oynaması evliliğimizin ilk zamanlarında boşanma aşamasına gelmiştik çok büyük paralar kaybetti sizde görüyorsunuzdur etrafta tüm erkeklerin ellerinde bahis siteleri maçlar kendilerini kaybetmiş durumdalar. ilk başlarda büyük paralar kaybetti ancak toparladık borçlarımızı ödüyoruz şuan ve söz verdi bir daha oynamayacağına ve 1 sene geçti aradan son 1 aydır hareketlerinde değişiklik seziyordum elinden telefonu düşmüyordu ve yine tahmin ettiğim gibi tekrar oynamaya başlamış. haberim yokmuş gibi iddia oynuyor musun canım diye sordum hayır bir daha asla oynamadım oynamamda bir daha diye cevap verdi. evet yalanda var tabi ki bu işin içinde ama oynadığını telefonuna baktığımda gördüm. şimdi ne şekilde davranmalıyım kaybedilen o kadar para ve hala ödenen onca borç varken tekrar başlaması ve yalan söylemesi.. gerçekten kaldıramıyorum kontrolü bıraktığımda olan bunlar işte bizim ilişkimizde ne yazık ki.. daha fazla ne şekilde konuşsam bildiğimi belli etsem mi etmesem mi bilemiyorum fikrinizi almak istedim teşekkürler..

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Calypso, eşinin kumar bağımlılığı olmasına çok üzüldüm! İnsan böyle bir durumda kontrolü nasıl bıraksın ki?
      Üstelik artık 3 kişi olacaksınız!
      Ben birkaç tür evlilik dışında, her türlü evliliğin kadının kontrolü bırakması ve kendini rahatlatmaya & mutlu etmeye odaklanması ile kurtulacağını düşünenlerdenim.
      İstisna olarak gördüklerim:
      - Erkeğin fiziksel şiddete başvurması
      - Erkeğin aktif ve aileye zarar veren bir bağımlılığı olması (alkol, uyuşturucu, kumar)
      - Erkeğin sadık kalamaması, ortada hiçbir sorun yokken bile sürekli aldatmaya meyilli olması
      Bu kategorilerden birine giren bir adamla evliysen, güvende olmayabilirsin. Önce güvenlik!
      Eşinin bu kategorilerden birine girip girmediğini en iyi senin yargılayacağına, kendin için en iyi olana senin karar vereceğine inanıyorum.

      Reply
  2. Sena Sen

    Merhaba Zeynep hanım, Yazılarınız harika ve insanları çok güzel aydınlatıyorsunuz. Tüm bu çabanız için kendi adıma teşekkür ederim. Benim sorunum, eşimden romantizm bekliyorum beni düşünüp bir hediye çiçek vs aldığını görmek istiyorum ama bunları düşünüp yapmıyor. Sorunlarımız oluyor elbette ve ben bu sorunları sizin tavsiyelerinizle çözmeyi düşünüyorum. Ve bu sorunların temelinde benim ilgi beklentim ( hediye, düşünüldüğümü bilme isteği, çiçek vs ) oluyor. Genelde ben sorun çıkarıyorum. İsteklerim gerçekleşmeyince önemsenmiyormuşum gibi hissediyorum. Çok büyük bir isteğim yok basit bir hediye dahi alsa çok memnun olurum ki bir kaç defa yaptı mutlu olduğumu sevindiğimi dile getirdim teşekkür ettim seve seve kullandım. Çünkü beni düşündüğünü bilmek beni mutlu ediyor ve hediye gibi şeyler bunun somut örneği oluyor. Bu bi tiyatro bileti de olabilir bi gezi organizesi de olabilir. Sorun şu ki zaman içinde beklentilerimin karşılanmadığını farkedince agresifleşiyorum ve tartışma çıkarıyorum ikimizde hassasız bu tartışmalar çok yoruyor bizi. Yardımınız için teşekkür ederim.

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Sena Sen, sırf huzurun kaçmasın diye beklentilerini kısmak zorunda hissetmek hoş birşey değil. Tabii ki böyle bir hissi kimsenin yaşamasını istemem!
      Hediye ve iltifatlarin en önemli özelliği , içten gelerek yapılmış olmasıdır.
      Ben de eskiden eşime "bana ne zamandır çiçek almadın" derdim, aldığında da benim soylememle olduğunu bildiğim için , içten gelerek yapılmış bir jestin yerini tutmazdi.
      Yeterince sevinemezdim.
      Ben yazdığım şeyleri uygulamaya (saygı duymak, şikayeti bırakmak, kendi mutlulugumun sorumluluğunu almak, savunmasız kalmak gibi) başladıktan bir süre sonra, eşimin ilk zamanlardaki iltifatlari geri geldi. Hatta bir seferinde tüm arkadaşlarımız bizde davetliyken eşim eve elinde çiçekle gelmişti! Nasıl şaşırdım ve mutlu oldum , hala hatırlıyorum!
      Demem o ki, eşime bana nasıl davranması ve beni ne şekilde mutlu etmesi gerektiği konusunda talimat vermek, asla istediğim romantizm ve yakınlığı getirmedi bana. Kontrolü ve şikayeti bıraktığımda gerçekleşti istediklerim. Üstelik bunların samimi olduğunu ve içten gelerek yapıldığını bilmek, kendimi cok değerli , sevilen ve baştacı edilen biri gibi hissetmemi sağladı.
      Eşine çiçek ve hediye romantik jestler dışında, neler için minnettar olabilirsin? İçinde romantizm barındırmayan, ama seni sevdiği ve düşündüğü, korumak istediği için yaptığı şeyler nelerdir?
      Örneğin benim eşim bazen beni 40 km uzaktaki işime goturuyor arabayla. Bu küçük şeylerde de dikkatli baktığında, romantik bir yan görebilirsin.

      Reply

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir