Skip to content

Bunu yaparsanız kocanız sizinle daha çok vakit geçirecek.

"Saygının en içten biçimi, karşınızdaki kişinin anlattıklarını ilgiyle dinlemektir."

Bryant Mcgill

Kocamla ilk evlendiğimizde, çok mutlu olacağımızı düşünüyordum. İkimiz de okumuş insanlardık. Ben çok güçlü ve donanımlı bir kadındım.

Yıllarca tek başıma yaşamıştım. Kaç defa yurtdışına çıkmıştım. Balayında nerelere gidileceğini çok iyi biliyordum. Tek başıma koca bir kariyer yapmıştım ve Allah’a şükür iyi para kazanıyordum. Güçlüydüm ve ne istediğimi biliyordum. O yüzden kocam benimle olduğu için çok şanslıydı.

Sonra aramızdaki ufak tartışmalar büyük tartışmalara, daha sonra da kavgalara doğru evrildi. Kavga etmek istemiyordum, seslerimiz yükselsin istemiyordum, bu sefer de aramızda soğuk savaş oluyordu.

Sohbetimiz ve iletişimimiz gittikçe azaldı. Kopma noktasına gelmiştik.

Aşağıda anlatacağım basit ama çok etkili beceriyi edindikten sonra, eşimin benimle daha çok sohbet etmeye ve vakit geçirmeye başladığını fark ettim. Siz de aranızda iletişimin azaldığını düşünüyorsanız, okumaya devam edin 🙂

Sevdiğin insanla aynı evde yaşamana rağmen yalnız hissetmek... Benim için en acısı buydu. Bazı günler yatağın en uç noktalarında birbirine değmeden yatmak, bazen de günlerce soğuk savaş vermek...

Bir an geldi ki, artık bu şekilde tek bir gün bile geçiremeyeceğime karar verdim.

Boşanmak da istemiyordum. Boşanırsam düğünümüze gelen 200 küsür kişiye karşı, aileme ve arkadaşlarıma karşı büyük bir utanç duyacaktım. Belki yeniden aile kurmaya olan inancımı tamamen kaybedecektim. Yapayalnız kalacaktım ve içinde ikimizin olduğu bütün hayallerimi çöpe atmam gerekecekti.

En kötüsü de, hayatımı birleştirmeye değer gördüğüm tek insanı, tanıştığımız ilk zamanlar beni mutluluktan havalara uçuran o çok sevdiğim insanı kaybedecektim.

Sonra başladım araştırmaya. Kitaplar, bloglar okudum. İngilizcem de iyi olduğu için Türkiye'de basılmamış olan bir sürü kitabı okuyabildim. Bazen de büyüklerime sordum. Öğrendiklerimi uyguladım. Bazıları işe yaramadı, ama bazıları o kadar işe yaradı ki, hayatım değişti diyebilirim.

Şimdi size, uygulamaya başladığım ilk haftadan itibaren mucize olarak tabir edebileceğim farklılıklar yaratan bir beceriden bahsedeceğim. Öyle ki, siz de bunu uygulamaya başladığınız anda eşinizin tavırlarındaki değişimi fark edeceksiniz.

Bu öyle bir yetenek ki, aşkın var olması için bunun edinilmesi şart. Bu olmadan aşk, sevgi, tutku, huzur, hiçbiri olmuyor.

Bu öyle bir yetenek ki, eşinizle ilk tanıştığınız zaman, buna zaten sahiptiniz. Evlendikten sonra ise, farkında olmadan, bu yeteneğinizi kaybetmeye başladınız.

Bu öyle bir beceri ki, buna erkeklerin oksijeni diyebiliriz. Bu olmadan bir erkek nefes alamaz, boğulur.

Bu, erkeğin hayatta en çok ihtiyaç duyduğu şey. Bunu ona vermezseniz, her gün kaç çeşit yemek yaptığınızın veya ne kadar çok çalıştığınızın hiçbir değeri yok.

 

Pekiyi neymiş bu ölümcül beceri? İşte geliyor:

S-A-Y-G-I

Onun fikirlerine saygı. Söylediklerine saygı. Yaptıklarına saygı.

Biz kadınların temel ihtiyacı sevgi ve ilgi iken, erkekler için en üst sırada saygı yer alıyor.

Şöyle bir sorun var ki, kadın olarak, bize nasıl davranılmasını istiyorsak, hayatımızdaki erkeğe de aynı şekilde davranıyoruz. Yani sevgi ve ilgiyi eksik etmiyoruz, ancak saygıyı unutuyoruz. Erkeklerin bizden bambaşka bakış açılarına ve ihtiyaçlara sahip olduğunu unutuyoruz. Onlara en çok ihtiyaç duydukları şey olan “Saygı”yı vermeyince, onlar da bizi yavaş yavaş “sevgi ve ilgi”den mahrum bırakmaya başlıyor.

Sonrasında hepimiz aynı sonuca varıyoruz: Bütün erkekler böyle şekerim!

Erkekler Mars'tan, kadınlar ise Venüs'ten.”

John Gray

Size bir müjdem var. Bütün erkekler böyle değil. Eşinizle ilk günlerdeki gibi mutlu ve aşık olabilirsiniz. Öpücükler ve imalı&çapkın bakışlar geri gelebilir. Bu tamamen sizin elinizde, yani kadının. İlişkide bütün gücü elinde tutan taraf sizsiniz.

Aşağıda bu gücü kullanmak ve evliliğinizi dönüştürmek için ilk yapmanız gereken şeyi paylaşıyorum:

 

Onu Saygıyla Dinleyin

Evliliğimin ilk zamanlarında, akşamları ikimiz de işten döndüğümüzde, eşime “Günün nasıl geçti?” diye sorardım. O anlatmaya başlar başlamaz da araya girip kendimce faydalı bulduğum tavsiyeler verirdim. Sonuçta her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır değil mi?

Değil... Yani en azından benim anladığım şekilde değil.

Eşim özel bir firmada satış bölümünde çalışıyor. Aramızda geçen diyaloglardan bir örnek vereyim.

Ben: Bugün işte neler yaptınız?

Eşim: Biraz olaylı bir gündü. Normalden büyük bir müşteriye gittim. Eğer ikna olurlarsa büyük miktarda alım yapacaklar. Ekip müdürleri işi yokuşa sürdü.

Ben: Ne istiyorsa kabul etseydin, bak ne güzel büyük alım yapacaklarmış.

Eşim: Kabul edebileceğim talepleri kabul ettim zaten, ama çok fazla indirim istedi.

Ben: Bizim şirkette zor müşterilerle nasıl uğraşılacağına dair eğitim veriyorlar. Bir arkadaş geçen gün...

Eşim: Ama dinlemiyorsun ki sen beni!

Ben: E dinliyorum işte. Yardım bile ediyorum, daha ne istiyorsun ki?

Eşim: Öffff ben maç izlemeye gidiyorum.

Ben: Ya ne güzel konuşuyorduk, yalnız mı bırakacaksın beni şimdi!

Bundan sonrası gerginlik, kavga veya soğuk savaş. Üstelik bu tip anlaşmazlıkların sebebini anlatın deseler anlatamazdım da. Gördüğüm tek şey, ufacık şeylerin büyüyüp kavgaya dönüştüğüydü. Neyi yanlış yaptığımı bilmiyordum. Artık biliyorum.

Şimdilerde diyaloglarımız aşağıdaki gibi oluyor.

Ben: Bugün işte neler yaptınız?

Eşim: Biraz olaylı bir gündü. Normalden büyük bir müşteriye gittim. Eğer ikna olurlarsa büyük miktarda alım yapacaklar. Ekip müdürleri işi yokuşa sürdü.

Ben: Hmm. Eee sonra?

Eşim: Ürünlerin onların ihtiyaçlarına cuk oturduğunu biliyordum. Bunu vurgulayıp uygun çözümler ürettim. Bayağı etkilendiler, ama fiyatı yüksek buldular. Verebileceğimizden fazla indirim istediler.

Ben: Öyle mi?

Eşim: Ben de bizim müdürle ve pazarlama bölümüyle konuştum. Ortalama bir fiyat belirledik. Yarın tekrar gidip o fiyat üzerinden konuşacağım. Kabul edilmezse daha düşük fiyattan satış yapamam.

Ben: Anladım canım. Sen en iyisi neyse onu yaparsın, güveniyorum sana ben 🙂

Eşim: Neyse... Yemeğe dışarı mı çıksak?

Gördüğünüz gibi, artık sadece dinliyorum. Söylediği ilk cümleden itibaren sözünü kesmiyorum. Söylediği şeylere dudak bükmüyorum, yüzümü ekşitmiyorum, göz devirmiyorum. Ne anlatırsa anlatsın ona güvendiğimi, ondan en iyi sonucu ve kararı beklediğimi gösteriyorum. Sonuçta satış onun uzmanlık alanı. Kendi işini benden öğrenecek değil. Onun bu konudaki yeteneğine, tecrübesine güvenmeyi ve en iyisini yapacağına güvenmeyi seçiyorum.

O da mucizevi bir şekilde, bu beklentiyi karşılamak için elinden geleni yapıyor. Çünkü insanlar böyledir. Herkes kendisinden bekleneni yapmaya eğilimlidir aslında.

Bir sonraki sohbetinizde, eşinizi hiç sözünü kesmeden, söylediklerine katılmaktan veya karşı çıkmaktan kaçınarak, sadece “Öyle mi?”, “Sonra ne oldu?”, “Anlıyorum” gibi onu dinlediğinizi ve anladığınızı belirten şeyler söyleyerek veya başınızı hafifçe yana eğip “Hmm” gibi anlattığına ilgi duyduğunuzu gösteren sesler çıkararak dinleyin.

Örneğin eşiniz bir iş arkadaşı hakkında, “Bugün yine işe geç kaldı, onun yapacağı işler de benim üzerime kaldı, onun yüzünden mesaiye kaldım. Yarın sabah bir daha böyle yapmaması için kendisiyle konuşacağım” dedi.

Hemen araya girip “Aman iş arkadaşınla kötü olma” deme gereğini duyabilirsiniz. Ya da tam tersi “Ay evet o çocuk hep böyle yapıyor, onun yüzünden sen fazla çalışıyorsun” diyerek onun söylediğini desteklemek de isteyebilirsiniz.

İkisini de demeyin. Zararsız gibi görünse bile, bu iki cümle de saygısızlık içeriyor.

Bırakın eşiniz kendi kararlarını kendisi versin, bütün başarıları (ve hataları) kendine ait olsun. Onun ihtiyacı olan şey sizin yardımınız veya tavsiyeniz değil. Takdiriniz, hayranlığınız ve güveniniz.

Kadınların ve erkeklerin farklı dilde konuştuğunu hayal edersek, kadınlar için “yardım ve iyilik” ifade eden her cümle, erkekler için “eleştiri ve güvensizlik” anlamına geliyor aslında.

Pekiyi eşimizi bizim ihtiyaçlarımızı karşılamaya, isteklerimizi gerçekleştirmeye nasıl teşvik edeceğiz? Hiç söylenmezsek veya tavsiye vermezsek istediklerimizi nasıl alacağız?

Bunun da yolu var. Dediğim gibi, siz kadınsınız ve bu yüzden bütün gücü elinizde tutuyorsunuz.

İsteklerinizi saygı çerçevesinde ve eşinize sizi mutlu etmesi için ilham vererek nasıl ifade edebileceğinizi, sonraki yazılarımda anlatacağım. Okumaya devam edin 🙂

4 thoughts on “Bunu yaparsanız kocanız sizinle daha çok vakit geçirecek.

  1. Çağla

    Merhabalar,
    3 aylık evliyim ve evlendiğimden beri herşey o kadar kötü gidiyor ki hemen hemen her gece ağlayarak uyumaktan yoruldum. Eşimle birbirimize çok aşık başladık ilişkiye , beni sevme biçimine hayrandım ama nasıl oldu da işler bu hale geldi bilemiyorum. Şimdilerde eşim beni ciddiye almıyor benimle vakit geçirmek için çaba sarfetmek bi yana benim dışarı çıkma önerilerimi bile çok zor bişey istemişim gibi geri çeviriyor, benimle aynı anda uyumaması ve geç saate kadar uyanık kalması benle dışarı çıkmıyorken kendi dışarı çıkması çok zoruma gidiyor çok üzülüyorum beni artık sevmediğini düşünüyorum. Üstelik bunlarla ilgili defalarca tartışıp rahatsız olduğumu söylememe rağmen hala aynı şekilde devam etmesi çok yıpratıyor beni. Nasıl davranacağımı bilmiyorum kaç kere uyumak istemediğinde surat asmayayım dışarı çıktığında umursamaz görüneyim diyorum yapamıyorum 1 kere yapsam ikincide yine problem çıkarıyorum ya da kendi kendime ağlayıp krizler geçiriyorum. Umursamaz görünmeli miyim bu davranışları yaptığında? bunun doğru olup olmadığını da bilmiyorum açıkçası. Sorunumu ifade etmeme rağmen eşim hala devam ediyorsa nasıl davranmalıyım sizce?

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Çağla, daha evliliğinin yılı bile dolmamışken bu şekilde görmezden gelinmek çok zor olmalı. Evlenmeden önce o kadar aşıkken, imzayı atınca ne oldu acaba diye kalıveriyor insan.
      Henüz yolun başındayken bana ulaşmana ve yardım istemene, hemen pes etmemene çok sevindim.
      Kadınların evliliklerini kurtarmak için yaptığı ve işleri daha da kötüleştiren birkaç tane hata var. Bunlarla ilgili de yazmayı düşünüyorum ileride.
      Bunlardan birincisi ve hemen herkesin yaptığı: Onun davranışlarını değiştirmesi için onunla konuşmak. İlişkiniz hakkında konuşmak, onun davranışları hakkında konuşmak.
      Ben genelde kadınlara evlilikleri/ilişkileri hakkında HİÇ KONUŞMAMALARINI tavsiye ediyorum.
      Ortada bir problem varsa, bu problem hakkında KONUŞMAK, en başta iki kişinin de odağını o probleme çevirmesini sağlıyor. Bu başlangıçta iyi bir şey gibi görünebilir. Ama neye odaklanırsak onu büyütürüz. Kendini gerçekleştiren kehanetlerimiz vardır. Bir konuda biz tespit yaptıkça, o konu büyür de büyür.
      Tabii ki eşinin sensiz dışarı çıkmasını ve seninle ilgilenmemesini hiç umursama, yokmuş gibi davran demiyorum.
      Sadece bu konuyu çözmek için, eşinle konuşmanın bu durumu daha da kötüleştirebileceğini söylüyorum.
      Ben de özellikle ilk senemde benzer şeyleri yaşadım. Ne kadar acı verici olduğunu hatırlıyorum. Ben konuştukça ve şikayet ettikçe eşim daha da kaçıyordu.
      Sonra farkettim ki, ben evlendikten sonra, toplumun benden beklediklerini gerçekleştirmek, iyi bir eş olmak için, kendime fazlaca yük yüklemiş, stres katsayımı evlenmeden önceki halime göre 3 kat arttırmıştım.
      Rahatlayıp beni gerçek Zeynep olmaktan çıkaran yükümlülükleri üstümden bir bir atmaya, vaktimi görevlerimi yapmak yerine eskisi gibi eğlenmeye ayırdığımda, eşimin bana aşık olmasını sağlayan ışık geri geldi.
      Rahatladığın ve içten, kocaman gülümsemeni durduramadığın zamanlarda, hayatındaki erkek zaten bir mıknatıs tarafından çekiliyormuş gibi, sana doğru çekilecektir.
      Neleri düşünmek seni mutsuz ediyor? Neler mutlu ediyor? Seni mutlu eden şeyleri yaptığında, mutsuz eden şeyleri düşünmeye vaktin kalmaz.
      Evlenmeden önceki Çağla'yı nasıl geri getirebiliriz? Eşinle konuşmak yerine buna odaklanmaya davet ediyorum seni!

      Reply
  2. elif

    Merhaba zeybep hanım.. Yazılarınızı ilk defa okuyorum. Girdiğim uçsuz bucaksız arayışın içinde sizin blogunuz çıktı karşıma. Eşimle sizinde yaşadığınız o berbat durumu yaşamaktayım şuan. Ayrılmanın eşiğindeyiz ve 6 aylık hamileyim.. Hamilelik donemimi çok ağır geçiriyorum gerek ruhsal gerek fiziksek olarak çok yıprandım. Eşimle sürekli aynı konudan dolayı tartışmaktan sürekli konuşup konuşup kaale alınmamaktan çokk yoruldum. Eşim bekarken sürekli akşamları dışarıda vakit geçiren Bi insandı. Evlendiği zaman bu alışkanlıpını bırakacağını evine gelip benimle ilgileneceğini soylediysede bu durum değişmedi. Evliliğimzin ikinci haftasından itibaren akşamları arkadaşlarıyla çıkmak istiyor. Ve çıkıyorda. Gittiği yeri kiminle olduğunu biliyorum evet ama bu durum beni evde yanlız bırakıp onlarla vakit geçirdiği gerçeğini değiştirmiyor. Artık benimle ilgilenmesi vakit geçirmesi bile sanki onlarla çıktığı zaman suratımı asmamam içinmiş gibi geliyor. Beraber dışarı çıktığımızda veya evimize misafir geldiğinde gittikten sonra hemen onların yanına gitmek istiyor. Ben onun karısı olduğum halde arkadaşlarına tercih edilmek canımı çok yakıyor. Haftanın iki günü çıktığı zaman hiçbir şey demiyorum yüzümu bile asmıyorum ama bu ona yetmiyor. Ben bişey demedikçe daha da fazlasını istiyor. Dun annemler ve kayınvalidemler bizdelerdi. Akşam çıkacaktı anlamıştım sürekli telefona bakıyordu. Ama misafirler gelince gidemedi. Saat 11 de kalktılar daha onlar kapıdayken hemen arkadaşlarına nerdesiniz geliyorum diye mesaj attı. Ve benim moralimin nr kadar bozuk ne kadar mutsuz olduğumu bile bile. Sonra mutfağı toplamama yardım etti bulaşıkları getirdi neyin var yuzun niye asık dedi.( hepsi dışarı çıkacağı için) bende bişey olmadığını söyledim. Sonra çocuklar yandaki kafeye gelmişler bi yarım saat gidip geliyorum ben dedi. Bende güle güle dedim. Evet yarım saat sonra geldi ama ben arkasından ağlamaktan helak oldum. O saat olmasına rağmen beni bırakıp gitti. Ve moralimin bozuk olmasını hiç takmayarak. Akşam geldikten sonra hiç konuşmadık.Bugünde teyzeme gidecektim sabah mesaj attım ben teyzeme gidiyorum diye. Ee dedi eesi yok haberin olsun dedim. Gerek yoktu ya dedi (izin almamı bekliyor) bende biz dışarı çıkarken birbirimizi taktığımzıı onemsediğimizi zannetmiyorum dedim. Bunuda gorevim olduğu için haber veriyorum dedim. Sen çıkarken benim suratımın asık olmasını takmadan çıkıp gidiyorsun ben senin gbi olamıyorum yine dedim. Zaten gorevin olmasa soylemezsin biliyorum ne kadar saygısız olduğunu tanıyorum seni dedi. Bana saygısız dedi. O kadar zoruma gittiki. Ben ona karşı bugüne kadar hiçbir saygısızlık yapmadım. Beni takmayan umursamayan saygısızlık yapan o olduğu halde bu hakareti işiten ben oldum. Arkadaşları yuzunden bunları yaşıyo olmamız canımı çok yakıyor. Artık ne yapacağımı bilmiyorum onu seviyor muyum evet .. Ama bu mutsuz evliliği daha fazla nr kadar surdurebilirç bilmiyorum. Tek derdi arkadaşlarıyla vakit geçirmek olan bir koca.. Hergun ağlayarak aynı evin içinde iki yabancı gibi yaşamak hiç onemsenmemek hiç konuşmamak bişeyleri paylaşmamak.. Zehir gibi bir evlilik değlde ne..? Cevabınızı onerilerinizi dört gözle bekliyorum. Lütfen bana yardım edin.. Yanlış birşey yapmak istemiyorum..

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Elifnur, hamilelik döneminde böyle bir problem ve stres yaşamana çok üzüldüm. Eşine en ihtiyacın olduğu dönemde yanında olmamasına.
      Sana bir sır vereyim mi?
      Kendi mutluluğumu eşime (veya başka birine) ne zaman bağlasam, her seferinde hayal kırıklığına uğradım. HER SEFERİNDE.
      Ne zaman kendi mutluluğumun sorumluluğunu aldım, işte o zaman her şey değişti hayatımda.
      Evliliğim, kariyerim, her şey.
      Hayatında bir amaç var mı? Sadece sana bağlı olan bir şey? Amacın bu amacın ne olduğunu bulmak da olabilir.

      Boş zamanlarını eşinin neden yanında olmadığını düşünerek değil de, daha önemli ve seni mutlu eden, tatmin eden bir şeyler yaparak geçirmeye davet ediyorum seni. Kaybedeceğin bir şey var mı?

      Şöyle söyleyeyim. Bugün eşinden ayrılsaydın ne yapıyor olurdun?
      O yapacağın şeyi, evliyken yapman için seni cesaretlendiriyorum.
      Ailendeki diğer kadınlarla aran nasıl? Onlar sana eşinin verebileceğinden 10 kat daha etkili ve fazla destek verebilirler.
      En dibe vurduğumuz yer, her şeyin değiştiği ve yeni bir hayata gözümüzü açtığımız yerdir. Sonuna kadar destekçinim.

      Reply

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir