Skip to content

Mutsuz Evlilik İçin Hayat Kurtarıcı 5 Tüyo

Mutsuz evlilik için 5 tüyo
Designed by Teksomolika / Freepik

Belki aylardır, belki de yıllardır kötüye giden ilişkinizi veya evliliğinizi kurtarmaya çalışıyorsunuz. Dergilerde, internette mutsuz evlilik için çözüm sunan dünya kadar makale okudunuz. Kocanızla bitmek bilmeyen konuşmalar yaptınız.

Sonunda tıkandınız. Evliliğinizi kurtarmak için tüm çözümleriniz bitti ve yoruldunuz. “Karşımdaki uğraşmıyor, ben neden uğraşayım ki?” demeye başladınız. Kendinizi güvende hissetmek için psikolojinizi ayrılığa hazırladınız. Son adımı atmamış olsanız da, hayalinizde bavullarınız toplanmış durumda. Çıkışta bekliyorsunuz.

Size bir kötü, bir de iyi haberim var.

Kötü haber: Bugüne kadar uyguladığınız bütün çözümler yanlıştı. Zaten işe yarasalar mutsuz evlilik konulu bir yazıya hiç gelmezdiniz, değil mi?

İyi haber: Kocanızın haberi bile olmadan evliliğinizi kurtarabilir, ilk tanıştığınız zamanlara geri dönebilirsiniz! Kadın olarak bu güce sahipsiniz. Tek yapmanız gereken şey, evliliğinizi geliştirmeye veya kocanızı düzeltmeye çalışmayı bırakıp, kendinizi geliştirmeye odaklanmanız.

“Başka birini sevmeden önce kendinizi sevmelisiniz. Kendinizi olduğunuz gibi kabul edip, tamamen kendiniz gibi davrandığınızda, sadece varlığınız bile başkalarını mutlu etmeye yetecektir.”

Anonim

Aşağıda mutsuz evlilik için hayat kurtarıcı 5 tüyomu paylaşıyorum:

1. Eşinize Saygı Duyun (diğer bir deyişle, çenenizi tutun)

Bunu neredeyse her yazımda anlatıyorum, çünkü önemini anlatmakla bitiremiyorum. Kocanıza bir şey öğretmeye her çalıştığınızda, her tavsiye verişinizde, aranızdaki mesafeye bir santim daha eklemiş oluyorsunuz.

Arabayı nereye park etmesi gerektiği, en ucuz uçak biletini hangi internet sitesinden bulacağı, çocuğunuzla nasıl konuşması gerektiği, günde en fazla kaç bardak soda içebileceği gibi zararsız şeyler olsa bile...

Bazı konularda gerçekten ondan daha çok şey biliyor olabilirsiniz. Altı üstü bildiğiniz şeyi aktarıyorsunuz, iyiliği için yapıyorsunuz. Sorun şu ki, sizden bunu kimse istemedi. Herkes kendi hayatını, kendisi yaşayarak öğrenmek istiyor.

Evde anne veya öğretmen gibi talimatlar yağdıran bir kadın, erkeğe çekici gelmiyor. Acı gerçekler...

Yıllardır bunu yapıyor bile olsanız, yine de durmak için geç değil. Durun ve aşkınızın dönüşüne tanık olun!

2. Kadınlarla Bağınızı Güçlendirin

Evliliğinde problem yaşayan, mutsuz evlilik içinde kısılıp kalmış olan ve yalnızlık çeken hangi kadınla konuşsam, bir süre sonra o kadının hiç samimi arkadaşının olmadığını öğreniyorum. Ve hiç şaşırmıyorum!

Eğer etrafınızda, üzüldüğünüzde moralinizi düzeltecek, neşenizi yerine getirecek kız arkadaşlar yoksa, bütün evlilikler monoton ve sıkıcıdır!

Çünkü, kocanızı hayattaki tek psikolojik desteğiniz yapmışsınız demektir. İşinizle ilgili bütün dertlerinizi o dinleyecek, bütün boş zamanınızı o dolduracak, hatta regl öncesi sendromu yaşadığınızda bile yanınızda o olacak. Böyle bir süper adam dünyada yok hanımlar. Bir insana bu kadar yük yüklemek adil değil.

Etrafınızdaki kadınların sayısını arttırın. Onlarla geçirdiğiniz zamanı arttırın. Kız arkadaş, kız kardeş, komşu, anne, teyze, hala, kuzen, kısacası sizinle sohbet edebilecek ve dertleşecek kim varsa, onlarla bağınızı güçlendirin.

Eğer farklı bir şehire gitmişseniz ve arkadaşlarınızdan kopmuşsanız, yenilerini edinin. Çocuğunuzun okul aile birliğinde daha aktif olun, bir kitap okuma grubuna veya tiyatro grubuna katılın. Oturduğunuz yerde para bile harcamadan katılabileceğiniz dünya kadar aktivite olduğundan eminim.

3. Drama İhtiyacınızı Başka Yerden Giderin

Hepimiz insanız, bu yüzden hepimizin periyodik olarak dramaya, heyecana ihtiyacı oluyor. Psikolojide buna “en uygun düzeyde uyarılma kuramı” deniyor.

Örneğin insanlar neden paraşütle atlar? Neden kayağa gider? Neden riskli sporları yapar?

İnsanlar, hatta bütün canlılar, periyodik olarak “uyarılma”ya ihtiyaç duyarlar. Her şey yolunda ve sakin gittiğinde, tüm fizyolojik ihtiyaçlar karşılandığında, bedenimiz “en uygun uyarılma” düzeyinin altına düşer ve heyecan aramaya başlar.

İşte tehlike çanları burada çalmaya başlıyor.

Biz kadınlar, bu ihtiyacımızı başka bir kaynaktan karşılayamazsak, evde gereksiz duygusal çatışmalar yaratmaya başlarız.

Yani olmayacak şeyden kavga çıkarırız.

Belki ilişkinin ilk günlerinde, bu tip çatışmalar çıkarmak ilişkiye heyecan katıyormuş gibi görünebilir. Uzun süreli bir ilişkide ise bu çatışmalar yavaş yavaş işleyen zehir gibidir.

Pekiyi bu drama ihtiyacını başka nereden giderebiliriz?

Skor tutulan bir spor dalıyla uğraşmak çok güzel bir örnek mesela. Ya da dans kursuna gitmek. Yapmayı bilmediğiniz ve sizi strese sokan ama aynı zamanda heyecanlandıran bir şeyi öğrenmek: araba veya bisiklet sürmek gibi. Gönüllü işler yapmak. Örnekler çoğaltılabilir.

Ben şehir içinde bisiklet sürmeye başladığımdan beri, evde canım kavga çıkarmak istemiyor mesela 🙂

Size en uygun dramayı bulduğunuzda, hem evinizde gereksiz duygusal çatışmaları önlemiş olursunuz, hem de akşamları ailenize anlatacak eğlenceli bir hikayeniz olur.

4. Eşinize Her Gün En Az Bir Şey İçin Teşekkür Edin

Evlendiğim ilk zamanlarda, evdeki tüm yük bendeymiş gibi geliyordu. Her konuda mükemmel olmak istediğimden, kendime aşırı yük bindirmiştim ve bu yüzden kocam gözüme çok tembelmiş gibi görünüyordu. Çok utanç verici, biliyorum.

İlişkimizi güzelleştiren prensipleri uygulamaya başladığımdan beri, kocama her gün teşekkür edebileceğim yeni şeyler bulmaya başladım.

Bunlar benim daha önce fark etmediğim şeylerdi.

Örneğin eve geldiğimde TV karşısında oturuyor oluyordu, bu yüzden ona kızıyor, söyleniyordum. Çünkü ben gelmeden önce mutfaktaki bardakları toplamış ve çöpü çıkarmış olduğunu görmemiştim.

Kendime o kadar çok yük bindirmiştim ki, zaten kocam ne yaparsa yapsın benim seviyeme ulaşamazdı. Doğal olarak benim yanımda tembel görünmeye mahkumdu.

Çöpü çıkarmak ve kıyafetlerini toplamak zaten yapması gereken şeylerdi. Eğer ona böyle ufak şeyler için teşekkür edersem, bunları yapmasına gerek yok diye düşünür ve bir daha yapmaz diye korkuyordum. Ne kadar da yanılmışım!

Teşekkür etmek sıradan bir adamı sizin kahramanınıza, mutsuz evlilik gibi görünen bir ilişkiyi hayat boyu romantizme dönüştürüyor. Yaptığı küçük şeylerin fark edildiğini gören adam, daha büyüklerini yapmak için ilham alıyor.

Örneğin sadece sofrayı topladığı için ona teşekkür ettiğimde, tabakları bulaşık makinesine de koymaya başladı eşim. Yaptığı ufak şeyler zamanla o kadar arttı ki, evde kendime yapacak iş bulamaz oldum ve boşluğa düştüm. Bu boşluğu da kendime iyi gelecek şeylere ayırmaya karar verdim. Dans kursuna gitmek veya ilişkisinde çıkmaza giren kadınlara yardım etmek gibi 🙂

Eşinize teşekkür edecek hiçbir şey bulamıyor musunuz? Örneğin çalışıp para kazandığı için teşekkür etmekle başlayabilirsiniz.

5. Dinlenin, kestirin, vurun kafayı uyuyun!

Yoğun bir günün ardından işten geldiniz, gelirken çocuğu da kreşten aldınız. Evde yapılacak tonla iş var. Çocuğunuz da ilgi bekliyor. Eşiniz de geldi. Dolapta yemek yok. Uykusuzsunuz.

Yapılacak en iyi şey nedir?

Ben söyleyeyim: Eşinize “Ben 1-2 saat uyuyacağım” diyerek kapınızı kapatıp uyumak. Uyumadan önce eşinize talimatlar vermeyin, eğer çok acil ve elzem bir şey yoksa yapılacak şeyleri saymayın. Bırakın o kendisi fark etsin.

Belki farkında değilsiniz ama, evde sizden başka bir yetişkin insan daha var. Belki her şeyi siz üstlendiğiniz için görmüyorsunuz ama, eşiniz sizin tahmin ettiğinizden daha becerikli. Siz yokken çocuğunuzla ilgilenebilir. Ortalığı toplayabilir. Belki yemek yapmayı, hatta yumurta kırmayı bile bilmiyordur, ancak çocuğu ve kendini doyurmak için mutlaka bir çare bulur.

Yeter ki siz kendinize ve ona bu boşluğu verin.

Belki bulduğu çare sizin kafanızdaki mükemmelliğe uymayabilir. Ancak zaten sizi bu tükenmişliğe düşüren şey de mükemmeliyetçiliğiniz değil miydi?

Her uykusuz kaldığınızda ve yorgun hissettiğinizde uyuyabiliyor olmanız gerekiyor. Evliliğinizin neşeli ve tutkulu şekilde sürmesi, çocuğunuzun birbirini seven anne baba ile büyümesi ve kendine güvenli bir birey olması... Her şey sizin enerjinize, kişisel mutluluğunuza bağlı.

Gün içinde yapılan ufak şekerlemelerin enerjiniz ve kişisel mutluluğunuz üzerindeki etkisini benim anlatmama gerek yok, siz zaten biliyorsunuz.

Kendinizi mutlu etmeden, başkalarına da mutluluk veremezsiniz. Başkalarına olan toleransınız, ne kadar dinlenmiş ve uyumuş olduğunuzla doğru orantılı.

Mutsuz evlilik için sadece bunları yapmanın yetmeyeceğini düşünüyor ve daha detaylı bilgilere ihtiyaç duyuyorsanız, sizi bu yazıya alalım.

15 thoughts on “Mutsuz Evlilik İçin Hayat Kurtarıcı 5 Tüyo

  1. Zeynep

    Zeynep hanım iyi gunler,
    Benim sorunum kardeşim ve eşi ile ilgili. Kardeşimin eşi, eşimin en yakın arkadaşıydı ilkokuldan beri. Fakat ilişkileri bozuldu. Eşimle tartışmalarımızda sık sık bu konu açılıyor ve kardeşime de kızgın olduğu için (kardeşim eşini savunduğundan) tartışıyoruz. Ben her zaman susamiyorum. Böyle bir durumda ne yapmalıyım?

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Zeynep, merhaba. İnsan ailesinden herkesin harmoni içinde yaşamasını, iyi anlaşmasını ister. Bu yüzden yaşadığın çıkmazı anlayabiliyorum. Onların kavgasının sana yansıması seni çok zor durumda bırakıyordur eminim.
      Ben böyle durumlarda kendime sorarım: İki kişi anlaşamıyorsa, ben bunu kontrol edebilir miyim? Kontrol etmeye çalışsam bile bu etkili olur mu, yoksa ters mi teper? Cevabım genelde "Hayır, istesem de kontrol edemem. Hatta söylediğim şeyler ters teper" şeklinde oluyor.
      Bu konu bir dahaki sefere açıldığında, eşini onunla aynı ya da farklı fikirde olduğunu belirtmeden, sadece dinlemeye ne dersin? "Hmmmm", "Anlıyorum" gibi ilgili olduğunu belirten sesler çıkararak, ancak onu onaylamaktan veya karşı çıkmaktan kaçınarak.
      Anlatmayı bitirdiğinde "Sen kendin ve bizim için en uygun olanı yaparsın, bunu biliyorum. Kararın her ne olursa bizim için en iyisi olacağına inanıyorum." diyebilirsin. Kardeşinle bu yüzden görüşmeleriniz azaldıysa ve kardeşini özlüyorsan, ara sıra her hangi bir talepte veya imada bulunmadan, "kardeşimi çok özlüyorum" diyebilirsin.

      Reply
      1. Zeynep

        Zeynep hanım çok tesekkur derim. Dediklerinizi sizi takip ettigimden beri uygulamaya çalışıyorum. Bence terapistlerden daha iyisiniz.
        Onu karşı çıkmadan dinlemeye çalıştım. Fakat bazen öyle bir şey söylüyor ki alakasız "Hayır kardeşim öyle değil" diyerek savunmaya geçiyorum. Hersey daha kötü oluyor . Susmam gerektiğini biliyorum. Biraz daha yolum var.
        Bir de esime çok karıştığımı farkettim. Aynen sizin yazılarınızdaki gibi araba sürerken bile karışıyorum:). Fakat ev işlerinde yavaş yavaş bırakmaya başladım herseyi yapmaya. Yine de eşimin dikkatini çekiyor neden yapmadığımı soruyor bazen. Yeni bebegimiz olmasina rağmen bazen empati yapamadığını düşünüyorum. Böyle bir durumda sinirlenmeden nasıl açıklayabilirim?

        Reply
        1. Zeynep Bahar

          Zeynep, limitlerini fark edip işlerin bir kısmını yapmayı bırakmana çok çok sevindim. İlişkide mutluluk ve huzur için kadının yapamayacağı şeylere "yapamam" veya "yapamıyorum" diyebilmesi hayati önem taşır. Bu senin gerçekte ne kadar savunmasız, hassas olduğunu gösterir. Duvarları yıkma ve yumuşak karnını gösterme cesaretini bulduğun için sana hayran kaldım.
          Sinirenmeden nasıl açıklayabilirsin? Benim tecrübeme göre, öfke, tek başına meydana gelen bir duygu değildir. Ardında her zaman başka bir duygu vardır: Korku, utanç veya kırgınlık. Biz güçlü görünmek için bu duyguları öfke ile maskeleriz.
          Ne var ki, öfke kadınsı bir duygu değildir. Tabii ki zaman zaman hepimiz öfkeleniyoruz. Ben eşime her öfkelendiğimde, bir şey söylemeden önce bunun altında yatan duyguyu tespit ediyorum. Örneğin benim kendi zamanımdan fazlaca çaldığı için ütüleri yapmayı toptan bıraktım diyelim. Eşim de bana "ütülü gömleğim kalmamış, artık neden ütülemiyorsun?" diye sordu. Vermek istediğim ilk tepki "Kaç senedir ütülüyorum, iki gün ütülenmedi diye hemen lafını ettin!" diye kızmak olabilir. Bunun yerine duruyorum ve düşünüyorum. Bu öfkenin altında yatan duygu nedir? Her şeye yetişememenin verdiği utanç mı? Mükemmel bir hanım olamama korkusu mu?
          Bunu tespit ettikten sonra olabildiğince yumuşak ve savunmasız bir tonla şöyle bir cevap veriyorum: "Başka işlerimden dolayı ütüyü yapamadım. Çok zamanımı alıyor ve kendime ayıracak zamanım kalmıyor. Sanırım bundan sonra yapamayacağım."
          Bundan fazlasını açıklamama gerek yok, çünkü zaten altında yatan duygu ile barıştım ve polemik yaratmak istemiyorum. "Yapamam" demem yeterli 🙂

          Reply
  2. Ada

    Zeynep hanım merhaba birazda buradan iletişime geçmek istedim konumuz esim ve arkadaşları daha once bahsetmişim esim surekli her ay şehir dışında 4 5 gun ve geldiginde benimle dolu dolu özlem gidermek yerine arkadaşı yada ailesini tercih ediyor ve son zamanlarda arkadaşları akşamları dışarı çıkmayı teklif ediyor ve sonunada senin için sıkıntı olabilir olmazsa yapmayalım diyip ona bir psikollojik baskı uygulayarak onu kılıbık psikolojisine sokuyorlar . Benim için vermicemi problem çıkaracağımi esime resmen alttan alttan beynine sokuyolar. . Ben onun arkadaşları her çağırdığında gitmesini istemiyorum her ay zaten 5 gün onsuz kalıyorum evimde de kalmıyorum biliyosunuz ve ben yine akşamda yalnız kalıyorum biktim artık hep yalnızım... eşim pazar sehir disindan geldi dün çocuğumuzun cinsiyetini öğrendik çok mutlu olduk ve ise gitmedi.. arkadaşıyla onun isi için gezdi yani yanında eşlik etti arkadaşına ve sevincini onunla paylaştı ben yine yalnız kaldım... artık yalnız kalmaktan çok sıkıldım psikolojim bozuldu ... ben haksızlık mi ediyorum.. eşimin arkadaşının biri evli biride yak8mda evlenecek ama kendi evlerinden sıkıldıkları için dışarı atmak istiyorlar kendini ve eşimi de götürüyorlar

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Ada, evde çok fazla yalnız kaldığın için eşine ve birlikte zaman geçirdiği arkadaşlarına kırılmanı ve eşinle daha çok vakit geçirmek istemeni anlayabiliyorum.
      Eşinin seninle daha çok vakit geçirmesi için onunla defalarca bu konuda konuşmalar yapmak ve onun evde olmadığı zamanlara odaklanmak, muhtemelen senin istediğinin tam tersi yönde etki yapıyordur. Olumlu şeyler yerine olumsuza odaklandığın için ve bu yüzden belki de moralin bozuk göründüğü için, eşin onun neşesini yerine getiren arkadaşları ile vakit geçirmeyi tercih ediyor olabilir.
      Tabii ki ayrı kalmanızın sebebi bu olmak zorunda değil. Eşin gerçekten arkadaşlarını çok seviyor ve onlara vakit ayırmak istiyor da olabilir.
      Her iki durumda da, eşinin arkadaşıyla geçirdiği zamana kırılmak ve seninle olduğu zamanları neşeli geçirmek varken bu konuyu açmak, eşini daha da çok ev dışında vakit geçirmeye itecektir. Çünkü insan köşeye kıstırıldığı ve kendini güvende hissetmediği yerde bulunmak istemez.
      Seni eşinin olmadığı günlerde kendini dışlanmış veya kurban gibi hissetmek yerine, kendini mutlu edecek bir şeyler yapmaya davet ediyorum 🙂
      Ayrıca, eşinin evi desteklemek için evinden uzak kalmak pahasına ne kadar çok çalıştığını görüp buna minnettar olmak da hem eşini onurlandıracak, hem de senin eşinin senin için "yapmadıklarına" değil de "yaptıklarına" odaklanmanı sağlayacaktır. Odaklandığımız şeyler büyür biliyorsun 🙂

      Reply
      1. Semra

        Merhaba zeynep hanım yazılarınız çok güzel ve aile ortamı düzeltmeye çok yardımcı oluyor bir sorum olacak diyelim ev işlerinin birazını bıraktık ve eşimize kırıcı olmadan yetisemedigimizi söyledik peki eşimiz şu cevabı verirse ne yapalım.herkes yetiştiriyor sen neden yetistiremiyorsun,bak şu aile nekadar duzenli,ne işin var programlı olursan bütün işleri yaparsın,evi sürekli düzenli istiyorum derse ne yapalım tesekkurler.

        Reply
        1. Zeynep Bahar

          Semra, yazıları okuyarak kendini geliştirmek için adım atmana çok sevindim!
          Eşine savunmasız bir şekilde, yetiştiremediğin işler için "Yapamam" diyebilmen takdire şayan. "Hayır" diyebilmen ve limitlerinin farkına varman çok güzel!
          Eşinin söylediği şeyleri "Yem" olarak görebiliriz. Aynı şeyler bizim evde de oluyor. Ben böyle durumlarda bu yemi yutmamak için direniyorum. Yani kendimi savunmaya çalışmadan, eşimin söylediklerini dinliyor ve yumuşak bir ses tonuyla "Anlıyorum canım, yapamam" diyorum. Çünkü o işler ölüm kalım meselesi değilse ve iyi hissetmek için kendime ayıracağım zamanın önüne geçiyorsa, o işi yapıp aylarca eşime karşı kırgınlık taşımaktansa, "Hayır" deyip 1 günlüğüne suçluluk hissi duyarım.
          Bazen kendini gerçekleştiren kehanet cümleleri oluşturuyorum: "Çok anlayışlısın. Evdeki dağınıklıkla ilgili beni zorlamıyorsun. Bu sayede kendime vakit ayırıp mutlu olabiliyorum. Çok şanslıyım!" Bu tip cümleler sihir gibi oluyor 😉

          Reply
  3. Ada

    Ayrıca esime bir konuda özellikle arkadaşlarıyla çıkma ve ailesiyle ilgili bir konuya hayır dedigimde bir anda çok sinirlenip çok tepki veriyor kötü sözler söylüyor sınırını kapıdan yastıktan falan çıkarıyor ve çok çaresiz hissediyorum kendimi

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Ada, eşinin bu kadar çabuk sinirlenen bir yapısı olması seni çok korkutuyor ve üzüyor olmalı. Ben de böyle bir ortamda kendimi güvende hissedemezdim.
      Olay şu ki, tüm erkeklerin saygısızlığa karşı çeşitli tepkileri vardır. Eşinle vakit geçirmek istediğin için iyi niyetle ona arkadaşları ve ailesi konusunda karşı çıkıyor olabilirsin. Niyetin iyi bile olsa, kendinden başkasının hareketlerini kontrol etmeye yönelik her türlü girişim saygısızlık olarak algılanır.
      Seni eşini iyi niyetle bile olsa kontrol etmeyi tamamen bırakmaya davet ediyorum. Kontrolü bırak ve olaylar nasıl gelişiyor bir bak derim 🙂

      Reply
      1. Ada

        Kesinlikle haklisiniz bu konularda karşı çıktığımda yada bir düşüncesine hayır dediğimde Her sey senin dediğin gbi oluyor sanki ben karar veremiyormuşum hep senin dediğini yapıyormuşum gibi görülüyor dışardan diyor ve bu beni rahatsz ediyor diyo ... teşekkür ederim cevabınız icin 🙂

        Reply
  4. Esra

    Yaşamımı aynen yansıtmışsınız hep eşimi suçluyordum ama benimde hatalarım warmış şuan sadece başarabilirm iyim diye düşünüyorum ya istediğim gibi olmazsa Bn onunla hep birarada olmak istiyorum ama o hep kendi halinde yürüyüş yapmayı sevmiyor arabası yok otobüse benimle binmek istemiyor hep evde ve bu durum beni hem çok korkutuyor hem endişelendiriyor hemde üzülme me sebep oluyor bunu nasıl aşarım

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Esra merhaba.
      Benim tecrübeme göre, bir erkek eşiyle birlikte vakit geçirmek istemiyorsa, eşinin yanında sürekli kendini köşeye sıkışmış hissetmesindendir.
      Eğer aylarca veya yıllarca eşinden saygısızlık, müdahale görmüşse, fikirlerine karşı çıkılmış ve burun kıvırılmışsa, eşiyle zaman geçirmek istemez.
      Seni her türlü kontrol, müdahale ve yardım etmeye çalışmayı bırakmaya davet ediyorum. Bunun mucizeler yarattığını ben bizzat deneyimledim, bir çok kadında da örneklerini gördüm.
      Daha detay bilgi için aşağıdaki yazıları okuyabilirsin:
      http://www.zeynepbahar.com/evlilikte-heyecani-yeniden-alevlendirmek/
      http://www.zeynepbahar.com/kocaniz-sizinle-daha-cok-vakit-gecirecek/

      Reply
  5. merve

    merhaba ben evleneli 7 ay oldu fakat sürekli tartışıyorum ağlıyorum beni sevmediğini dusunuyorum çocuk gibi eşim olgun degil annesiyle beraber yaşıyorum annesini benden daha çok sevdiğini dusunuyorum hep onu yönetmek zorundayim gibi hissediyorum madde kullandi bi kaç kere simdi hic bir yere yollamıyorum korkuyorum birdaha yapacak die nasıl davranmam gerek bilmiyorum sadece sürekli ağlar oldun hep duygulanıyorum beni sevmiyor die bir kaç kere kendi söyledi ceske bisi olsada ayrılsak die sonra sinirle söyledim dedi birde benim hiç arkadasim yok sürekli evdeyim hic dışarı çıkmıyorum

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Merve, hissettiğin çaresizliği anlayabiliyorum. Eşin madde kullandı derken, denemek amaçlı mı kullandı yoksa aktif bir bağımlılığı mı var?
      Eğer sadece denemek için kullanıp sonrasında bıraktıysa, bu konuda güvendesin demektir.
      Erkekler kendilerine tamamen güvenildiği zaman kendilerinden beklenenin en iyisini ortaya koyarlar. Onun içindeki iyi adamı ortaya çıkarmak senin tamamen elinde.
      Tartışmalarda sana seni sevmediğini söylemesi ve ayrılma sözü etmesi eminim seni çok üzmüştür. Ben olsam ben de çok üzülürdüm. Sürekli tartışma ortamı olan evliliklerde böyle sözler edilebiliyor. Bunun düzelmesi tamamen mümkün. Eğer eşinin bir bağımlılığı yoksa, sadık kalabiliyorsa ve şiddet eğilimi yoksa, güvendesin demektir ve kontrolü bıraktığında ilişkinizde büyük gelişmeler görebilirsin.

      Reply

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir