Skip to content

Eşimle Neden Sürekli Tartışıyoruz?

Designed by Bearfotos / Freepik

Bir çok kadınla konuşuyorum. Çoğunun aklında şu soru var: Neden sürekli tartışıyoruz? Minicik şeyler neden inat sebebi oluyor? Ben iyi niyetle bir şey söylerken eşim neden gereksizce sinirleniyor veya beni dinlemeyip inat yapıyor?

Böyle sorular duyduğumda, kendi evliliğimin ilk zamanları geliyor aklıma. O zamanlar evliliğin zor bir şey olduğunu ve fedakarlık gerektirdiğini duyuyordum herkesten.

Bunun benim için anlamı şuydu: Fazla bir şey isteme. Durumu kabullen. Bütün işi sen yap. Yuvayı dişi kuş yapar.

Saçmalık. Evlilik zor bir şey olmak zorunda değil. Bütün işi dişi kuşun yapması da gerekmiyor. Dişi kuşun tek yapması gereken, isteklerini ve fikirlerini ifade ederken kullandığı kelimeleri iyi seçmek.

Size şimdi tartışmayı bırakmanızı, eşiniz tarafından sevilmenizi, ilgi ve şefkat görmenizi sağlayacak anahtar kelimeler vereceğim.

Neden Sürekli Tartışıyoruz? Bunu Nasıl Çözerim?

Aşağıdaki 3 adımı uygulayın.

1. Eşinizin Sizi Sevdiğine ve Mutlu Etmek İstediğine Güvenin

Bir şey istediğim zaman, bu konuda aceleci ve tezcanlı olmak zorunda hissediyordum nedense. Aynı şey sizde de olabilir. Çocukken yaşadığınız bir şeyden ötürü, ihtiyaçlarınızın hiçbir zaman yeterince giderilmeyeceği fikri aklınıza yerleşmiş olabilir.

Anne babanızın bütün ilgisini yönelttiği bir küçük kardeş, anne veya babanın erken kaybı, boşanması vb. sebeplerden dolayı, küçükken ihtiyacınız olan sevgi ve ilgiyi görememiş olabilirsiniz.

Bu yüzden, kontrolü elden bırakırsanız, eşinizin ihtiyaçlarınızı karşılamayacağından korkuyor olabilirsiniz.

Sürekli kontrolü elde tutma çabası, yüz ifadelerinize, kullandığınız kelimelere yansır. Bu kelimeleri kullanmaya ve belli tepkileri vermeye o kadar alışmışsınızdır ve size bu durum o kadar doğal geliyordur ki, bunun kontrolcülük ve saygısızlık olduğunu fark edemiyor olabilirsiniz.

Örneğin evliliğimin ilk günlerinde eşimle geçen şu diyaloğa bir bakalım.

Ben: Salonun duvarları çok boş kaldı. Birkaç tablo almak istiyorum. Bu haftasonu alışverişe çıkalım mı?

Eşim: Bu haftasonu değil de önümüzdeki haftasonu çıkabiliriz.

Ben: Neden ki? Çok uzun sürmez zaten.

Eşim: Bu haftasonu kafamda başka bir şey var. Sonraki haftasonu çıkalım.

Ben: Evle ilgili işleri hep erteliyorsun ama!

Eşim: Öfffff!

Bu diyalogda, eşimin kasıtlı olarak isteğimi görmezden geldiğini, beni önemsemediğini ve haftasonu için iş uydurduğunu varsayıyorum.

 

Bu diyalogun bugünlerdeki versiyonuna bakalım şimdi:

Ben: Salonun duvarlarını birkaç tablo veya aksesuar ile süslemeyi çok istiyorum. Ne dersin?

Eşim: Bu haftasonu değil ama bir sonraki haftasonu tablo bakmaya çıkabiliriz istersen.

Ben: Tamam.

 

Farkı gördünüz mü? Burada eşinin kendisini sevdiğinden ve isteklerine kulak vereceğinden emin olan bir kadın var.

Bu haftasonu eşinin gerçekten başka bir işi olduğunu, ya da sadece her insan gibi yorgun olabileceğini varsayıyor. “İşi olmasa / yorgun olmasa zaten benimle alışverişe çıkardı.” diyor. Eşine güveniyor.

2. Zararsız Görünen Bazı Kontrolcü Sözlerinizi Tespit Edin

Biz kadınlar, çoğu zaman gerçekte ne istediğimizi (veya istemediğimizi) ifade etmeyip, işi karşımızdakine yükleriz. Bizim istediğimiz şeyi onun da istemesi için durumu kontrol etmeye çalışırız. Bazen de aklımızın okumasını bekleriz.

Sevil, eşi her ay 1 hafta şehir dışında olduğu için evde olduğu günleri onunla baş başa geçirmek istiyor. Eşiyle birlikte geçirdikleri güzel bir akşamın ertesi günü, “Bak işte dün akşam ne güzeldi, değil mi? Sen de çok iyi vakit geçirdin. Bunu daha sık yapalım.” diyor.

Melek, 3 aylık bebeği çok ağladığı için bütün gün bebek bakmaktan yoruluyor ve akşam eşinden yardım istiyor. Eşi yardım ediyor. Melek ertesi gün “Bebekle sen çok iyi ilgileniyorsun, çok beceriklisin aslında. Keşke bunu ben söylemeden yapsan.” diyor.

Ceyda kombinin ayarını yükseltmeden önce eşine “Ev çok soğuk değil mi? Sen üşümüyor musun?” diye soruyor.

Hülya'nın karşı dairesindeki evden akşamları bir adamın bağırış sesleri geliyor. Hülya eşine “Karşı dairede çok kavga ediyorlar. Seslerden bizim oğlan etkilenebilir, korkabilir. Gidip bir konuşsana” diyor.

İnci'nin canı ıspanak istiyor. Eşi ıspanak yemiyor. İnci evde yemekleri yapan kişi olduğu için, iki çeşit yemek yapmak da istemediği için, eşine “Ispanak kim sevmez ki, çok güzeldir aslında. Hem çok da sağlıklı. Bir denesen belki seveceksin.” diyor.

Bu 5 kadın da, neden sürekli tartıştıklarını, en ufak şeylerin neden kavgaya dönüştüğünü anlamıyorlar. Eskiden benim olduğum gibi.

Hepsinin ortak noktası, kendi isteklerini hiç ifade etmeden, karşılarındaki insanı kontrol etmeye yönelik sözler sarf etmeleri.

“İstiyorum”, ya da “Yapamam” demek bize o kadar zor geliyor ki, karşımızdaki kişiyi bizimle aynı şeyi düşünmeye zorluyoruz.

Bu benim hiçbir işime yaramadı. Genelde bu tip cümleler kurduğumda, eşim sinir oldu ve aramız ufacık şeylerden gerildi.

3. İstediğiniz ve İstemediğiniz Şeyleri, Kontrolcü Olmadan İfade Edin.

Kontrolcü kadın: Dün akşam başbaşa ne güzel vakit geçirdik, değil mi? Sen de keyif almadın mı? Bunu daha çok yapalım.

Kontrolü bırakan kadın: Dün akşam benim için çok güzeldi. Başbaşa vakit geçirmeyi özlemişim. İnşallah yine fırsat bulup yaparız.

 

Kontrolcü kadın: Dün bebekle sen çok becerikli bir şekilde ilgilendin. Bunu ben sormadan yapsan olmaz mı?

Kontrolü bırakan kadın: Dün bebekle ilgilendiğin için teşekkür ederim. Sayende dinlenebildim. Bütün gün bebek bakmak beni çok yoruyor, bazen ara verebilmek istiyorum. Düşündüm ama buna bir çözüm bulamadım. Sen ne dersin?

 

Kontrolcü kadın: Ev çok soğuk değil mi? Sen üşümüyor musun? Kombinin ayarını açayım da ısınsın biraz.

Kontrolü bırakan kadın: Çok üşüdüm, kombinin ayarını açacağım.

 

Kontrolcü kadın: Karşı dairede çok kavga ediyorlar. Seslerden bizim oğlan etkilenebilir, korkabilir. Gidip bir konuşsana.

Kontrolü bırakan kadın: Karşı dairedeki kavga seslerinden çok ürküyorum. Bizim oğlan da korkuyor gibi geliyor bana.

 

Kontrolcü kadın: Ispanak neden yemiyorsun ki? Ispanak kim sevmez, çok güzeldir aslında. Hem çok da sağlıklı. Bir denesen belki seveceksin.

Kontrolü bırakan kadın: Canım ıspanak istedi. Bugün ben ıspanak yemeği yapacağım ama ikinci bir çeşit yapamam canım.

 

Gördüğünüz gibi, karşınızdakine hiç saygısızlık etmeden, kontrol etmeye çalışmadan, kendi isteğinizi veya düşüncenizi ifade etmeniz mümkün.

Kontrolü bırakmak, bir ilişkinin ömür boyu romantizme dönüşmesini, bir kadının her yaşta kendini prenses gibi hissetmesini sağlar.

“Neden sürekli tartışıyoruz?” diye sormak bir yana, biz tartışmanın nasıl bir şey olduğunu bile unuttuk. Tabii ki ara sıra biz de anlaşmazlık yaşayabiliyoruz, hiç kimse mükemmel değil. Ancak gerilime olan toleransımız o kadar düştü ki, yarım saat bile gergin şekilde duramıyoruz, mutlaka birimiz diğerinin gönlünü alıyor ve barışıyoruz.

Kontrolü bıraktığım ilk zamanlar kendimi çok kötü hissettim. Her şey dağılacak, parasız kalacağız, ev berbat olacak, hayallerimin hiç biri gerçekleşmeyecek, vb.

Şu an hayalimdeki işi yapabiliyor, istediğim şehirde yaşayabiliyorum. Sürekli gezmelerdeyim. Her gün bisiklete binebiliyorum. Dans dersine gidebiliyorum. Kendime daha çok vakit ayırabiliyorum. Parasal işleri artık eşim düşünüyor, üstelik de seve seve (ilk başlarda nefret etmişti). Bana hediyeler alıyor. Kendisi tam gün çalıştığı ve ben yarım gün civarı çalıştığım halde, bütün ev işini bana bırakmıyor. Temizliği birlikte yapıyoruz.

Kontrol etmeyi bıraktığımdan beri hayatımın en güzel dönemi başladı diyebilirim. Aynısını sizin için de istiyorum.

Uzun zamandır didişmekten evliliğiniz için umudunuzu kaybetmiş olabilirsiniz. Asla geç değil. Kendinizi değiştirin, hayatınız değişsin 🙂

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir