Skip to content

Önce kendinizi düşünün! Diğer her şeyin yoluna girdiğini göreceksiniz.

“Mutluluğunuzun anahtarını asla başkasının cebine koymayın.”

Anonim

Şu ana kadar olan yazılarım hep saygı ve iyi şeylere odaklanmak üzerindeydi.

Ben bu saygı kuralını uygulamaya çalışırken ve iyi şeylere odaklanmaya, daha çok teşekkür etmeye çalışırken bir şey fark ettim. İyi modda olduğum zamanlarda bunlar kolayca yapabiliyordum, ancak mutsuz ve kötü bir modda olduğum zaman bunları başarmak imkansız bir hal alıyordu.

Mutsuzken çevrenizdekilere “Gözünün üstünde kaşın var!” dediğiniz zamanları biliyorsunuz, değil mi?

Görevler üst üste yığıldığında, gündelik iş yükünden kendimize ayıracak vakit bulamadığımızda, hayat birden gözümüze daha zor görünmeye başlar. Etrafımızdakilerin, özellikle de kocamızın ve çocuklarımızın hareketleri bize batmaya başlar. Bir anda kendimizi onları kontrol etmeye çalışırken, yaptıklarını ve söylediklerini eleştirirken buluruz.

İşte tam da bu yüzden, belki de şu ana kadar yazdıklarım içinde en önemli olan beceriyi açıklayacağım:

Önce kendinizi düşünün!

Bu size biraz bencilce görünebilir. Ailenizin size öğrettiği ile ters düşebilir. “İyi bir hanım” olma algınıza da ters düşebilir.

Eğer böyle bir durum var ise, korkmadan belirtmek istiyorum: Ailenizin size söylediği şeyleri, kocanıza karşı sorumluluklarınızı, dergilerde okuduklarınızı veya fedakarlığın ne büyük bir erdem olduğu hakkındaki tüm algınızı unutun!

Kendinize karşı nazik ve düşünceli olmadan, başkalarına karşı da iyi olamazsınız.

Eşinizin veya çocuklarınızın sizden talepleri çok olsa bile, onları asıl mutlu ve huzurlu yapacak olan şey, yaptığınız yemeğin çeşitliliği veya evin temizliği değil, sizin neşeniz ve güler yüzünüzdür. Siz evin içinde dans edecek kadar mutlu değilseniz, tıkırında giden işler ev ahalisini mutlu etmeye yetmez.

Uykusuz kaldığınızda, aç kaldığınızda, eğlenceden ve neşeden uzak kaldığınızda, ne kendinize ne de etrafınızdakilere faydanız dokunabilir.

Unutmayın, siz kadın olarak kendi evinizin kalbi, merkezisiniz. Siz gülmezseniz, evin diğer üyeleri de gülmez.

Pekiyi sizin mutluluğunuzu kim sağlayacak? Kocanız mı?

Tabii ki herkes kocasından çiçekler almak, iltifatlar duymak, yardım ve destek almak ister.

Ancak bunları ana mutluluk kaynağı olarak görmemelisiniz. Mutluluğunuzun sorumluluğunu tek bir kişiye yüklemek adil değildir ve o insanda büyük baskı ve huzursuzluk yaratır.

Mutluluğunuzun sorumluluğunu alması gereken yegane kişi sizsiniz. Kendi mutluluğunuzdan ve kişisel bakımınızdan siz sorumlusunuz.

 

Yaparken sizi mutlu eden şeyler nelerdir? Yapıp bitirdikten sonra mutlu eden şeyler nelerdir?

Kendimden örnek vermek gerekirse; Ben bilgisayar oyunu oynarken mutlu oluyorum. Semt pazarlarını gezerken mutlu oluyorum. Kız arkadaşlarımla buluşup kahve içmekten mutlu oluyorum. En sevdiğim yemeği veya abur cuburu yerken mutlu oluyorum. Bunlar beni “yaparken” mutlu eden şeyler.

Aynı şekilde, spor yaptıktan sonra mutlu oluyorum, çünkü daha zinde, sağlıklı ve hafif hissediyorum. Takılarımı düzenledikten sonra mutlu oluyorum, çünkü kafamdan bir iş eksilmiş oluyor. Bloguma yazı yazdıktan sonra mutlu oluyorum, çünkü okuyan insanlara yardımcı olma hissi beni mutlu ediyor. Saçlarıma bakım yaptıktan sonra mutlu oluyorum, çünkü bunu yapınca haftalar boyu banyodan sonra yıka ve çık şeklinde dolaşabiliyorum.

Hem yaparken, hem de yaptıktan sonra mutlu olduğum şeyler de var: Sahilde bisiklete binmek mesela; Hem bisiklete binerken yüzüme çarpan temiz hava ve gördüğüm manzaralar beni mutlu ediyor, hem de sonrasında kendimi dinç, hafif ve sağlıklı hissediyorum. Yağlı boya tablo yapmak da böyle bir şey benim için. Hem yaparken eğleniyorum, hem de tabloyu bitirince kendimi sanatçı gibi hissediyorum, sonrasında gelip gidip yaptığım esere bakıyor, gurur duyuyorum.

Sizin de böyle bir listeniz olmalı. Bunları her gün ama her gün yapmalısınız.

İyi hissettiğiniz günlerde neler yapmış olduğunuzu hatırlayın. Kötü hissettiğiniz günlerde de neyin eksik olduğunu bulun.

Ufak şeyler bile neşenizi yerine getirebilir. Bir köpekle veya kediyle oynamak, kendinize bir kahve yapıp en sevdiğiniz TV programını izlemek, sevdiğiniz bir arkadaşınızı arayıp telefonda çene çalmak.

Eskiden iş yerinde sanki bütün işleri bitirebilirmişim gibi saatlerce ara vermeden çalışırdım. Kimseyle doğru düzgün sohbet bile etmezdim. Öğle arasında yemeğimi 15 dakikada yiyip ofise geri dönerdim. Akşam da fazla mesai yapar, eve 10 gibi gelirdim. Eve geldiğimde eşimi salondaki sehpanın üzerindeki dağınıklığı bile toplamaya tenezzül etmemiş, bilgisayar oynarken veya maç izlerken bulurdum.

Ben bir tarafımı yırtarken onun böyle yan gelip yatması beni deli ederdi ve gelir gelmez talimat yağdırmaya başlar ya da ne kadar yorulduğum hakkında söylenmeye başlardım.

Ben söylenirsem veya asabi davranırsam onun beni bu durumdan kurtaracağını sanıyordum galiba.

Bu beceriyi edindikten sonra, ofistekilerle daha fazla sohbet etmeye, işe daha çok ara vermeye ve eğlence için her fırsatı değerlendirmeye başladım. Artık akşamları çok acil ve kriz sayılabilecek bir durum yoksa mesaiye de kalmamaya başladım. Ekip arkadaşlarımdan daha çok yardım istemeye, işlerimi daha çok devretmeye başladım.

İlginç bir şekilde, daha az iş yaptığım halde hem iş arkadaşlarım, hem yöneticilerim, hem de kocam beni daha çok sevmeye başladı. Çünkü yüzüm gülüyordu ve insan ilişkilerim düzelmişti!

Bazen hayat öyle bir hal alıyor ki, kişisel mutluluğumuz için yapabileceğimiz şeyleri yapmaya hiç ama hiç vakit bulamıyoruz.

Böyle bir durumun içindeyseniz sizi şuna davet ediyorum:

“Yapamam” diyebileceğiniz şeyleri tespit edin.

Gün içinde kimsenin sizden beklemediği, kendi kendinize yük ettiğiniz ne gibi şeylerle meşgul oluyorsunuz?

Örneğin ben, aynı anda hem işimde fazla mesai yapıyor, hem de evde sağlıklı yemekler yapıyor ve evi düzenli tutuyordum. Ayrıca bir kedimiz vardı ve onun kumunun temizliğinden ve mamasından da sorumluydum.

Bu kadar iş yükü yüzünden, kocamın da kendine ayırdığı vakte kin tutmaya başlamıştım. Ben “ikimiz için” bu kadar uğraşırken o neden akşamları boş boş oturuyordu ki?

Bana o sıralar evdeki tek sorumluluk sahibi insan benmişim gibi geliyordu. Eğer bir işi ben yapmazsam, kimse yapmaz ve afedersiniz bok içinde yüzeriz diye düşünüyordum 🙂

Ne kadar yanlış düşündüğümü, bazı işleri yapmayı bıraktığımda fark ettim.

“Yapamam” diyebileceğim şeyleri bulup onları yapmayı bıraktığımda, saygı duyma, verileni alabilme ve teşekkür etme becerilerinin de etkisiyle, mucizelerin gerçekleşmeye başladığını gördüm.

Kocam bazen mutfağı, bazen de çamaşırları toplamaya başlamıştı. Eve her hafta temizlik için gelecek birini tutmak istediğimi söylediğimde bunu israf olarak görmedi, hatta destekledi ve temizlik işinden topyekun kurtuldum.

Boşalan zamanımı kişisel mutluluğum için kullanmaya başladım. Yatıp biraz kestirmek veya sevdiğim diziyi izlemek, arkadaşımla buluşmak gibi çok elzem ihtiyaçlarımı artık giderebiliyordum. Bunu ibadet gibi, görev gibi yapıyordum çünkü her şeyin buna bağlı olduğunu görmüştüm.

Ben mutlu oldukça, kocam da beni daha mutlu etmek için sebepler yaratır oldu. İlk tanıştığımızdaki öpücükler, iltifatlar ve tutkumuz geri geldi 🙂

Sizin “Yapamam” diyebileceğiniz şeyler nedir? Yarattığınız zamanda kişisel mutluluğunuz için yapacağınız şeyler nelerdir? Aşağıdaki yorumlarda dört gözle bekliyorum 🙂

21 thoughts on “Önce kendinizi düşünün! Diğer her şeyin yoluna girdiğini göreceksiniz.

  1. Ada

    Merhaba Zeynep Bahar benim esim herşeyi annesine ablasına anlatıyor mesela hastaneye gittik benim icin çıkınca hemen ariyo biz hastaneye geldik soyle cikti sonuç böyle cikti yada benimde aramami istiyor ... haberi olan bir kişi madem onun beni araması gerekmezmi nasil cikti sonuçlar diye . Zaten kimsenin aramasını istemiyorum beklemiyorum da...su an bebeğimin cinsiyetini tarama testlerini kalp atışını öğrenmeye gidicez ve sürekli de gidicez artık esim diyorki annemi de götürelim o da heves eder nolcak kıyafet alacak bebeğe annemleride götürelim ayıp olur sonra markete gidiyoruz mesela şeker pahalı geldi gidip annesine su şeker de pahalıydı almadık diyor onlarda şaka yapıyor güya almadınız mi oy kıyamam ayakları yapıyolar esim eşim normalde çok eli açık istedigim herşeyi alan çok fazla fiyat gezme yen birisi ama bazen hic bisey almıyormuş gbi gösteriyo kendini... ve ben artık herşeyi ailesine anlatmasından hemen söylemesinden skldim ben eşimle bebeğimizin herseyini öğrenmeye ve almaya gitmek istiyorum esim annesiyle

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Ada, bebek sahibi olmanın eşin ve sen için çok özel olduğunu biliyorum. Bebek ikinizin bu hayatta ortaya çıkardığı en önemli şey ve aşkınızın yaşayan kanıtı olacak. Onun doğumundan yetişkinliğine kadar geçen sürede, tam bir kontrol sahibi olma isteğini anlayabiliyorum. Hayatta senin için en önemli varlık olacak olan bu çocuğu büyütürken her şeyin mükemmel olmasını istiyorsun. Bu yüzden bu sürece kimin dahil olup olmayacağını da kontrol etmek istiyorsun belki de.
      Ben hiç çocuk büyütmedim. Yine de, etrafımda çocuk büyüten bir sürü kadın var ve bunun çok zor ve meşakkatli bir iş olduğunu onlardan biliyorum.
      İçlerinde en mutlu ve eşiyle arası en iyi olanların, kendilerine bu süreçte sunulan her türlü yardım ve desteği kabul edebilen kadınlar olduğunu gördüm.
      Bu sebeple, sana şunu söyleyeceğim: Eşinin ailesinin size sunduğu her türlü yardım ve desteğe izin ver. Kimin önce aradığıyla hiç işin olmaması lazım aslında.
      Çocuk dünyaya getirme ve büyütme süresine başkalarının dahil olmasına izin vermek, doğası gereği pasif bir eylem. Bu yüzden zor göründüğünü biliyorum. Ya yanlış bir şey yaparlarsa? İhtimal şu ki; doğru yaptıkları şeyler yanlış yaptıklarından daha fazla olacak. Üstelik sen de bu sayede kendine daha fazla zaman ayırabileceksin.

      Reply
      1. Ada

        Ama durum su ki su an biseyler almaya yada hastaneye bebeğimizin kalp atışını duymaya cinsiyetini öğrenmeye cümleten mi gitmeliyiz anne görümce ben ve esim... ben buna kızıyorum esim surekli onlarla hastaneye gitmek yada onlarla alışveriş yapmak istiyor ve ben eşimle bu duyguları yaşamak istiyorum... eşim ayıp olur dediği de oluyor yada nolcak onlarda yanımızda olsun ne olcak sanki diyor doğru mu bu

        Reply
        1. Zeynep Bahar

          Ada, aslında burada doğru ya da yanlış diyebileceğimiz bir durum yok. Eşinin yapmak istediği bir şey var, sen de buna bir sebepten müdahale etmek istiyorsun. Bu müdahale isteğinin altında yatan bir korku var. Eşinle hiç özel bir an yaşayamamak, veya doğum sürecine başkalarının dahil olup senin istemediğin şekillerde sürece müdahale etmeleri.
          Burada kendine şu soruları sor: "Tam olarak neyden korkuyorum? Bu korkum gerçekleşirse başıma gelebilecek en kötü senaryo nedir? Bu senaryo gerçekçi mi? Bu senaryoyu engellemek için şimdi eşime müdahale edersem, ödeyeceğim bedele (yani aramızdaki yakınlığın zarar görmesine) değecek mi?"
          Bu soruları sorup seçimini ondan sonra yapabilirsin.
          Doğru veya yanlış diye bir şey yok aslında, sadece seçimler ve sonuçları var.
          Ben başkalarını kontrol etmeyi tamamen bıraktığımda, ilk zamanlar berbat hissetmiştim. Her şey yanlış gidecek, sonuçları çok kötü olacak, çok mutsuz olacağım diye korkuyordum. Tam tersi oldu. Şimdi başka türlü bir hayat düşünemiyorum.

          Reply
  2. Nesrin83

    Merhaba Zeynep Hanim,
    Resmen beni tarif etmişiniz.Bende çok çalışırdım ve işden hemen sonra eve gelip yemek yaar ve temizlik yapmak için kendimi parçalardım. Temizlik konusunda eşim ve ben çok titiziz o yüzden her cuma erken gelir akşam 8e kadar temizlık yapardım kocam mutlu olsun diye...arkadaşlarımı bile ihmal ettim:( evlenmeden önce cok bakımlı ve giyimine çok dikkat edenlerdenim şimdi ise? Kendimi çok ihmal etmişim eşim bile dille getirir oldu... kendimi çok bıraktığımı hatta eve temizlikçi alabileceğimizi teklif etti...
    Yazınız icin çok ederim... nelerden mutlu olduğumu öğrenmem lazım herhalde...

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Nesrin83, çok güzel bir farkındalık yaşamışsınız, çok sevindim! Temizlik için yardım alıp kendinize daha çok vakit ayırmanızı sabırsızlıkla bekliyorum 🙂

      Reply
  3. Ada

    Merhaba yine ben...;) Yine bir soru ile karşınızdayım zeynep hanım...esim her hafta mutlaka iki kez annesigile gitmemizi istiyor hatta istemek demeyelim direk söylüyor ve gidiyoruz açıklama yapmadan hayır dediğimde ne yapıp ne edip yolunu bulup aksam gidiyoruz yada diğer günler mutlaka haftada iki kezi dolduruyoruz bazen bu durum çok skci geliyor kendimi mecburi hissediyorum sanki okul gbi belirli günler var ve girmezsek büyük sorun gbi.. bi kere hafta içinde sadece bir kere gittik ailesine misafir is güç gidemedik gittiğimiz gun hic yorum yapmayan babası bile bizede misafirliğe gider gibimi gelmeye başladınız demiş annesi de artık gelmiyorsunuz demeye ve adres surda bak falan diye şakayla karışık laf etti ... şimdi biz bu baskı altında nasil gitmicez eşim
    Zaten kosa kosa gitmek istiyor hasta olsam bile o gun belirli gun ve gidiyoruz biktim artık ne yapicam ben

    Reply
  4. Ada

    Yani gitmemek ve eşimle skntiya girmek mi içime dert etmek mi gitmeyip kendimi mutlu etmek mi.. .yada gidip eşini ve ailesini mutlu etmek mi.. . Haftada bir kez gitmeye sonsuz saygı duyuyorum ailecek birarada olmak istiyor hafta sonu ailesinden başkalarıda geliyor ama hafta ici bidaha gitmek çok amaçsız degilmi resmen geçiştirmeye gidiyoruz ben mantığını kuramıyorum bunun...

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Ada, anlattıkların bana çok tanıdık geldi. Sürekli erkeğin öncülüğünde bir şeyler yapmak insanın evlilikteki heyecanını öldürüyor, değil mi?
      Yani evde işler bekliyorsa ve eşim dışarı çıkalım demişse, eğlenceyi işe her zaman tercih ediyorum. Biraz rahatlayıp evden uzaklaşmak iyi geliyor açıkçası. Bu yüzden onun yolunu takip etmeyi seviyorum.
      Ancak benim hiç keyif almayacağım bir aktiviteye katılmamızı istiyorsa (örneğin bir kafede basketbol maçı izlemek) ve bu benim kişisel bakımla, dinlenmekle, rahatlamakla geçireceğim zamanı çalacaksa, "Ben gelemem" diyorum.
      Onun gidip gitmeyeceğine tabii ki karışamam, çünkü onu zorla yanımda tutmak istemiyorum, kendisi kendi istediği ve içinden geldiği gibi yanımda bulunsun istiyorum.
      Saygı becerisini edindiğim ve uygulamaya başladığım ilk zamanlarda, eşimin içinde saklanan gıcık adam dışarı çıkmıştı. Aylarca hatta yıllarca benden eleştiri, saygısızlık duyduğu için, bu yeni halim ona intikamını almak için çok cazip görünmüştü. İlk başlarda çok gıcık davrandı, istediği bir şeyi kabul etmezsem surat astı ve hatta beni incitecek şeyler söyledi. Ben de "Kırıldım" diyerek birkaç dakikalığına başka odaya geçtim ve sonra normal hayatımıza devam ettik. Kısa sayılabilecek bir süre içinde, eşim bana eskiden hiç olmadığı kadar saygı duymaya, isteklerime değer vermeye, beni korumaya ve benim mutluluğumu diğer şeylerin önüne koymaya başladı.
      Seni de saygı becerisini eksiksiz uygulamaya, ve yapmak istemediğin şeyler için "yapamam" demeyi denemeye davet ediyorum. Eşinin içindeki gıcık adam ortaya çıktığında, onun karşısında savunmasız kalmayı da deneyebilirsin. Bakalım nasıl gidecek?

      Reply
  5. Ada

    Çok haklisiniz ama bu gitmek istenistenmeyen alan onun ailesi ve gidilmediginde esim çok rahatsız oluyor çok panikliyor sinirleniyor ve beni çok kırıyor istemiyorum dediğimde ve benim aileme gitmeme restini çekiyor ve diyorki ne bu böyle kizevine gidilir gibi oldu benim annemgilin evide diyor haftada bir gidilir mi diyor ve annesi ablası ve hatta babası bize lafını edip hesabını tutuyorlar esimde daha cok sorumluluk hissediyor bu durumda nasil hayır derimki 🙁

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Anlıyorum canım. Bu konu eşin için çok önemli anladığım kadarıyla. Oraya gitmek ve seni de yanında görmek istiyor. Böyle olunca "gidemem" demek de zorlaşıyor haliyle.
      Bazen insanın eşine yaptıkları icin teşekkür etmesinin en güzel yolu, o istediğinde yanında olmaktır. Ustelik onun ailesine misafir olarak gitmek, aslında iyi tarafından bakıldığında, tadını cikarabilecegin ve keyif alabilecegin bir şey. "Basbasa olmak varken neden buraya geldik ki" diye kırgınlık biriktirmek yerine, orada olduğunuz zamanın tadını çıkarabilir, ailesiyle sohbet edebilir, onların hayat tecrübesinden faydalanabilirsin.
      Eşin bu duruma açıkça düşmanlık beslemedigini gördüğünde, "seninle başbaşa kalmayi özledim" dediğin zaman sana şefkatle ve anlayışla karşılık vermesi çok daha kolay olacaktır.
      Sonuçta senin istediğin şey onun ailesine gitmemek değil, eşinle başbaşa kalabilmek, doğru mu anlıyorum?
      Ve bunu ona zorla yaptırmak istemiyorsun, eşinin içinden gelmesini istiyorsun.

      Reply
      1. Ada

        Çok doğru kesinlikle esim için bu durum çok önemli ve benide yanında istiyor.. onun dışında dediginiz gibi esim onlara gittiğimde guzel yaklaşımımı gördükçe onure oluyor ve dahada mutlu oluyor.. ben oraya gittiğimde kötü bir tabloyla karşılaşmıyoruz aslında gülüp eğlenip geliyoruz kesinlikle kötü insanlar değiller ama sizin de söylediğiniz gibi benimle baş başa olmak istemesi amacım... ayrıca beni sıkan tek sey zorunda olmak belki bıraksa zamanla gidilse canımız skldikca gitsek her sey daha güzel ve rahat olacak ama elimizdeki imkanlarlada o anı yaşamam gerek sanırım... teşekkür ederim düşüncelerinizi paylaştığınız icin

        Reply
  6. Melek

    Mrb Zeynep hanım 10 yıllık evliyim ve 2 çocuğum var eşimle hep bir itişme laf sokma derdindeyiz eşimi çok seviyorum ama çok yoruldum çok kırılıyorum eşimden tek isteğim sevgi saygı değer görmek ailesine çok düşkün onlar dan darbe alsa bile görmezden gelir hiç bişey olmamış gibi davranır eşim asker 10 yıldır onunla gurbet gurbet dolaşır maddi ve manevi destek oldum ailesine karşı hep saygılı oldum eşim annesine çok düşkün onlara gittiğimiz zaman eşimle aramızda hafif bir tartışma geçsin kayınvaldem araya girer ben bu sefer eşimle konuşmayı bırakır kayınvaldemle tartışmaya başlıyorum eşim de annesiyle bir olup beni çok kırar söylenırler 10 yıldır böyle hep çok uyardım eşimi kayınvaldemle konuştum kendi annem konuştu onlar genç tartıştıkları gibi barışırlar dedi ama kadın anlamıyor sürekli hep beni uyarır eşimin yanında eleştirir ailemden birini eleştirir bende ister istemez savunmaya geçiyorum bu sefer eşim sen terbiyesizsin saygısızsın o yaşlı beni mahçup ediyorsun ama görmüyor benim çok kırıldığımı... Ki ailede 2 gelin var en saygılı değer veren benim diğeri evine bile almıyor daha bu yıl eşyaları eskimiş diye 10 bin tlik eşya aldım rahat etsin diye kayınvaldem eşim dedi annesine eşimin fikri anne diye gelipte Allah razı olsun kızım demedi herkese oğlum aldı diyor ben çok üzülüyorum ve eşim annesinin çok çenesiz olduğunu bilir ve herkesin işine çok karışır eşime hep derim annenin yanında bana daha güzel davran parasal konuları açma kayınvaldem çok yorum yapar aslında kayınvaldemde yönetme huyu var 4 evladını yönetmeye çalışır ama olmaz herkes büyüdü evlendi kimseye hükmedemez diğer gelin artık konuşmuyor eşimin ailesiyle sadece kaynım gelip gider annesine bende karar aldım araya mesafe koyuyorum artık ama eşim bu durumu kaldıramıyor bana soğuk davranıyor hala aramız iyi değil kayınvaldem yedirmeyi içirmeyi sever ama hanı derler ya kaşıkla verir kepçeyle alır onun gibi oluyor.. Beni veya başkasını eleştirdiği zaman herşey bitiyor kendi çocuklarının okadar hatası olmuştur eleştirmez ama bizi hele eşimin yanında bana laf çaktığı zaman deli oluyorum eşimde sesi çıkmadığı zaman kadın daha çok üstüme geliyor bana bir çağre ne olur bunaldım 2 senedir ayrıydı eşim diyarbakırdaydı görevde ben yemedim içmedim çalıştım para biriktirdim eşine masraf olmasın diye bütün eşyalarımı sıfırladım hepsini peşin aldım kayınvaldeme her ay birsey aldım ne eksiği varsa ama yine kadın eleştiriyor neymiş ben çok bağırıyormusum çok sinirliymişim ya herşeyime karışıyor çocukları kendi yatırıyor kendi yediriyor istemiyorum yapma diyorum anlamıyor çocuklara karşı davranışlarıma kadar karışıyor ve eşim hep iadere et dedi geldi birleştik çok güzel bir eve taşındık yerleştik ama yine olmadı eşinden hürmet beklerken ailesini görünce heyecanlanıyor beni görmüyor onların yanında konuştuklatımı eleştiriyor saygı duymuyor eşim böyle yaparsa başkalarının yanında onlarda bana saygı duymaz ve ben bunları dile getirince eşim hep rahatsız oluyor bu sefer konuşmuyorum surat asıyorum yine olmuyır birbirimizden uzaklaştık iyice ne yapacağımı bilmiyorum yuvam dağılsın istemiyorum kayınvaldem annemi arar sıkışınca şikayet ediyor beni çocuk gibi eşime söylemiyordum ortalık karışmasın diye sen kendi evladını düşünüyorsan bende anamın evladıyım annem de diyor anlaşamıyorsanız ayrılın sana kötü davranıyorlarsa diyor ama çocuklar boynumu büküyor babalarına çok düşkünler of çok arada kaldım çok yorgunum bu yorgunluğumu eşim görmüyor eşime duygularımı anlatınca anlamıyor daha anlayışlı cevap beklerken hemen derdin ne kavga mı etmek istiyorsun diyor anlamıyor

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Melek merhaba,
      Kontrolcü ve müdahaleci bir kayınvalideye maruz kaldığın ve eşin tarafından korunmadığın için üzüldüm.
      İyi niyetle davrandığın halde karşılığında teşekkür yerine eleştiri almak çok yıpratıcıdır. Çok kırılmış olmalısın!
      Ben etrafımdaki insanlar tam olarak istediğim gibi davranmadığında ve bunu kontrol etme ihtiyacı hissettiğimde, kendime 4 soru sorarım:
      1. Bütün kontrol ihtiyacının kaynağı korkudur. Gerçekte neyden korkuyorum?
      2. Korkum gerçekçi mi?
      3. Ben bunu kontrol edebilir miyim? Başka birinin hareketlerini kontrol edebilir miyim?
      4. Kontrol edebilecek bile olsam, kontrol girişimim sonucunda o kişiyle ilişkimi, yakınlığımı bozmaya değer mi?

      İkinci olarak, eğer kendi ihtiyaçlarımdan ve kendime ayıracağım zamandan feragat edip, başkası için birşeyler yapıyorsam, o kişiye karşı kırgınlık biriktirmem çok olası.
      Gereğinden fazlasını yapıyorsam, bir kısmını bırakmayı seçerim. Bunun sonucunda suçluluk duygusu hissedecek bile olsam. Çünkü kırgınlık duygusu, suçluluk duygusundan çok daha uzun sürüyor ve insan ilişkilerine etkisi çok daha kötü oluyor.

      Son olarak, birisi beni eleştirdiğinde, artık bunu şahsıma saldırı olarak algılamayı bıraktım. Karşımdakini sözünü kesmeden dinlemekten, empati kurmaktan başka elimden birşey gelmez. Dinlerim ve "anlıyorum" derim. "Anlıyorum" çok güzel bir kelime aslında. "Anlıyorum" dediğin zaman, karşındakiyle aynı fikirde olduğunu belirtmiş olmazsın. Sadece dinlediğini ve ne dediğini anladığını belirtmiş olursun. İlla o kişiye hak vermiş olman gerekmez. Sadece "dinlenilip anlaşılmış" olmak bile, karşındakinin sana olan tavrını yumuşatacaktır.

      Bir de sana kendim için uyguladığım pratik bir yöntemden bahsedeceğim. Diyelim ki hayatımdaki insanlardan biri beni deli ediyor. Sürekli sinirlendiriyor.
      Bir kağıda o kişiye ne kadar sinirli olduğumu yüzde cinsinden yazarım. Örneğin Ayşe'ye %90 sinirliyim gibi. Sonra o kişi hakkında takdir ettiğim, onayladığım özellikleri yazarım: Fedakar ve verici bir insan. Bizi hep kolluyor. Çok çalışkan ve becerikli. Güzel giyiniyor. Temizliğine dikkat ediyor vb vb... Aklıma gelen herşeyi yazdıktan sonra, sinirlilik yüzdesini tekrar değerlendiririm. Genelde büyük oranda düşmüş oluyor.

      Hayatındaki insanları sadece tolere ederek yaşamak çok zordur. Onların etrafında %100 savunmasız kalabilmek, onlara güvenebilmek ve onları sevebilmek, insanın hayat kalitesini birkaç kademe yükseltir.

      Kendine daha iyi bir dünya yaratabilirsin Melek, destekçinim bu konuda! Sevgiler

      Reply
  7. Zerdali

    Merhaba Zeynep Hanim. Blogunuzu yeni buldum. Cok tesekkur ederim paylasimlariniz icin. Ben 3bucuk yillik evliyim ve bir oglum var. Evliligimiz suan cok sukur iyi ama benim sorunum esim arkadaslariyla vakit gecirmek hatta onlarla baska bi sehirde iki gunlugune tatil plani yapiyor. Arkadaslarini taniyorum hic guven veren tipler degiller ve ben onlarla arkadaslik etmesini istemiyorum. Suan da esim bana tatile gitmek istedigini soyledi bende gitmesini istemedigimi soyledim. Hatta bu konu hakkinda bosuna plan yapmamasini soyledim. Bir de otelde kalacaklarini soyledi. Birkac erkek lobiye indiginde eminim dikkat cekici olacaktir cunku yurt disinda yasiyorum. Burada insanlar daha rahat iletisim kurabiliyorlar. Birde esime kirildim cunku ben bu kadar evde cocugumla ilgilenirken ev isleri beni dusunmeyip arkadaslariyla plan yapmayi dusundugu icin. Bende uzun zamandir tatil yapmiyorum ve bikac gun evden uzaklasmak istiyorum.Nasil davranmam benim icin faydali olur ve esimi mutlu eder. Tesekkur ederim simdiden.

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Zerdali, sen evin ve işlerin arasında boğulmuşken, eşinin arkadaşları ile tatil planı yapması gerçekten koyar insana.
      Blogumu okumana çok sevindim, ailene olan bağlılığın ve inancın takdir edilesi.
      Biz kadınlar, elimize ne verilse onu iyileştirir, güzelleştiririz. İyi gitmeyen bir evliliği de güzelleştirmek bizim elimizde. Yeter ki doğru yöntemi bilelim!
      Maalesef ben dahil çoğu kadın ilişkinin ve evliliğin "konuşarak düzeltilebileceğine" inanıyoruz. Yaptığımız en büyük hatalardan biri bu belki de.
      Ben ilk evlendiğimde, eşim bir haftasonu erkek arkadaşları ile şehirdışında bir müzik festivaline gittiğinde içten içe çok kırılmış ama "Olsun, onun da rahatlamaya eğlenmeye hakkı var" diye düşünüp sesimi çıkarmamıştım. Arkadaşlarını tanıyor ve güveniyordum ama yine de bensiz gitmeyi tercih ettiği için kırılmıştım.
      Şimdi anlıyorum ki, eşim benim bitmek bilmez sorumluluk duygumdan kaçıyormuş! Ben evlendikten sonra iyi bir hayata sahip olmak için kendime (ve tabii ki eşime) öylesine stres ve yük bindirmiştim ki, bir dakikasını bile benden ayrı geçirmeyen o adam, arkadaşlarını bana tercih etmeye başlamıştı.
      Ne zaman ki rahatladım ve sorumluluk duygumu, kuralları bir kenara bıraktım, eşim etrafımdan ayrılmamaya başladı.
      İyi bir ilişkiye sahip olmak için, ANDA KALABİLMEK çok kritiktir. Yani mümkün mertebe sonraki yıllarda ne olacağını takıntı yapmadan, anın tadını çıkarabilmek. Özellikle çocuk sahibi iken bunun zor olduğunu biliyorum. Ama çocuklar için maddi ve eğitimsel sermaye önemli olduğu kadar (belki daha fazla), psikolojik sermaye de önemlidir. Bir çocuğun psikolojik sermayesi, anne ve babanın birliği, varlığı ve ilgisi ile inşa edilir. Yani kısacası, anne ve baba birbirine aşık ve sevgili ise, çocuk da mutlu ve güvende hissedecektir!

      Reply
  8. Zerdali

    Cok tesekkur ederim bu icten cevabiniz icin. Haklisiniz once kendimizi dusunmemiz gerekir ama sorunlar o kadar cok ki kendimi hic dusunemiyorum onlarla ugrasmaktan. Mesela alisveris yapmak, butcem elverdigince veya kozmetik, degisik makyajlari denemek keyif aldigim seyler fakat esimin harcama ve borclarindan dolayi bazen temel ihtiyaclarimi bile cokca erteledigim oluyor. Gecmise donup dusundugumde universite yillarimdaki hayat standartlarim bundan cok daha yuksekti. Suanda calismiyorum bebegim cok kucuk ve meslegimi yapamiyorum. Kisaca ev hanimiyim ama degilimde . Bu yasima kadar ki hayatimda okul yillarimda tatillerde bile calistim. Manevi problemler disinda suanda evliligimizdeki en buyuk tehdit esimin kazancinin kontrolunu yapamamasi ve gelirinin borclari odemekle gecmesi. Daha sonra strese girip daha cok calismasi gibi bir kisir dongu. Bazen gercekleri saklamak kisaca bir cok problem. Arkadaslarla takilmam istegi. Yani bu evliligi ayakta tutmaya calismak mi dogru ya da problemleri nasil halledecegim inanin cok zor. Yani giyinip suslenmek eski cazibeni kazanmak bunlar bazen oldukca zor gelebiliyor. Umarim her sey guzel olur en azindan benim elimden geleni yaptim diyebilecegim seyler yapmak istiyorum. Aslinda cok acik yazmadim ama para kontrolu olmama sebebi cok daha derin ve gercekten bas etmesi oldukca zor bir hastalik. Duzelmesi ve ailemizin tekrar canliligini kazanmasini dedi sen arzu ediyorum. Sevgilerimi gonderiyorum insallah bana guzel bir oneride bulunabilirsiniz.

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Zerdali, başka bir yorumunda eşinin kumar bağımlılığı olduğundan bahsetmişsin.
      Kumar, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı konusu benim için kritik. O yüzden öncelikle güvende olup olmadığına karar vermeni isterim.
      Bağımlılığı olan insanlar, bağımlı oldukları şeyleri her zaman diğer her şeyin önünde tutarlar. Ben her erkeğin hayatındaki kadını el üstünde tutma ve mutlu etme isteğine sahip olduğunu düşünüyorum, ama bağımlılık söz konusu olunca iş değişebiliyor.
      Yine de cesaretli ve kararlı kadınların, böyle kritik durumları bile atlatıp istedikleri gibi eğlenceli ve aşk dolu bir ilişkiye sahip olabildiklerine de şahit oldum.
      Tabii ki eşini sadece sen yargılayabilir ve durumun hakkında son kararı sen verebilirsin.
      Eğer kalıp savaşmayı seçersen, seni profesyonel yardım almaya davet ediyorum! Bu konuda uzmanlığı olan danışmanları araştırabilirsin.

      Ben bir konuda kendi hayat felsefemi paylaşmak isterim: Evdeki TEK YETİŞKİN gibi davranmanın, biz kadınları çok mutsuz ettiğini gördüm. Yani bundan kastım ne? Para konusunda tek sorumluluk sahibi bizmişiz gibi, çocuğun geleceğini sadece biz düşünüyormuşuz, sağlıklı yemeyi sadece biz akıl edebiliyormuşuz, mutfakta neyin nerede olduğunu sadece biz bilebiliyormuşuz gibi... Bunu bir kadına söylediğimde bazen o kadın eşine gidip "Buradaki tek yetişkin ben değilmişim! Artık faturaları ben takip etmeyeceğim, çocuğun doktor randevusunu ben hatırlatmayacağım. Bakalım bensiz ne yapacaksın!" diyebiliyor. Tabii ki benim kastettiğim şey bu değil. Benim kastettiğim, tek yetişkinin siz olmadığınızı kabul edip, evdeki sorumlulukları sahiplenmeyi bırakmanız. Örneğin "Faturaları takip etmek beni deli ediyor, artık bu işi ben yapamayacağım!" deyip o işi tamamen bırakmaktan bahsediyorum. Sonra da evde elektrikler kesilse bile kendini tutup müdahale etmemek. Evdeki diğer yetişkinin eninde sonunda (siz uyarmadan) bu işi üstleneceğine inanmak ve buna uygun davranmak.
      Bununla ilgili daha detaylı bir yazı yazacağım. Takipte olun 🙂

      Reply
  9. Zerdali

    Evet Zeynep Bahar neredeyse hergun girip blogunu okuyorum cunku suana kadar bize en faydali olan tek sey senin yazilarin oldu. Bana keyif veren seyleri bulmaya basladim. Esim bu davranisi yaptigi zamanlar kontrolden cikiyor ve bazen kendimi guvende hissetmiyorum. Sinir koydugum ve gitmeye karar verdigimde kendimi daha guvende hissediyorum. Suanda gecmise gore duzelme var sizi bu konuyla ilgili bunaltmak istemem eminimki ne kadar yipratici oldugunu bilirsiniz. Artik esimin davranislarini kotnrol etmeyi biraktim. Bana saygisiz davransada ben ona karsilik vermiyorum. Hatta sunu fark ettim esim bir soyluyosa ben 10 soyluyormusum icimdeki kizginlikla. O kadar kavgaci ve gecimsiz biri olmusumki suan fark ediyorum. Esimin kazancini eve getirmemesi veya eksik getirmesi benim icin cok buyuk bir problem ama ona da mudahale etmiyorum biraktim suan. Cunku ben ne kadar kotu oldugunu soyledikce daha cok baglandi. Daha once kiramizi odeyemedigimiz olmamisti ama bu ay odeyemedik. Hergun faturalar borclar ama sonucta benim borcum degil ben yapmadim deyip dusunmemeye calisiyorum. Tek sorun ihtiyaclarimi istedigim olcude karsilayamiyor olmusum. Ben esim duzelsin ve normale donelim istiyorum. Nasil bir yol izlememi tavsiye edersin ihtiyaclarimi dile getirmek icin. Esim dusuncesiz biri ya da cimri biri degil ama borc yaptigi ve surekli acik kapattigi icin benim kisisel harcamalarima firsat kalmiyo. Profesyonel yardim almak istiyorum ama suan yasadigim yerde pek mumkun olmayabilir. Size tesekkur ederim yazilarinizi takipteyim. Bu krizleri atlatabilirsek cok daha mutlu olacagim.

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Zerdali, para sıkıntısı yüzünden, özellikle de kumar gibi bir bağımlılık kaynaklı çekilen para sıkıntısı yüzünden, kendi ihtiyaçlarını karsilayamamak koyar insana.
      Böyle bir durumda eşine güvenilir biri gibi davranmaya karar vermeni ve "yardım etmeyi" birakmani takdirle karşıladım! İnsanları oldukları yerden birkaç basamak yükseğe koyduğumuzda, insanlar o basamakları çıkmadan duramazlar.
      Ben ilkin bu prensipleri uygulamaya başladığımda, eşimin bazi konularda güvenilmez olduğunu düşünüyordum. Örneğin para yönetimi gibi. Tabii guvenmedigin insanla ne yaparsın? Tartisirsin, kavga edersin. O bir söylediği zaman benim 10 söylediğim de çok olmuştur. Başının etini yemekten, ona para yönetimi konusunda hata yaparak öğreneceği ve kendini geliştirebileceği boşluğu birakmamisim.

      Kendim degil ama bir arkadaşımın yaşadığı şeyden bahsedeceğim. Eşi etraflarındaki herkese borç verdiği ve çok da savurgan olduğu için, faturalarını bile zamanında odeyememekten sikayetciydi bu arkadaşım. Kendi ihtiyaçlarını da nasıl ifade edeceğini bilemiyordu. Şöyle düşündük: eğer karşındakinin, para yönetimi konusunda tamamen yetkinlik sahibi ve ne yaptığını bilen bir adam olduğunu biliyor olsaydın, ihtiyaç duyduğun birşeyi nasıl ifade ederdin?
      Yumuşak ve saygılı bir ifade takinip, "yeni bir mont (veya örneğin cep telefonu) almayı çok istiyorum, ne dersin? Alabilir miyiz?" diye sormasinin en uygunu olacağına karar verdi arkadaşım. Bunu sorduğunda da eşi önce şaşırmış, sonra da "ben bir para durumumuza bakayım, önümüzdeki ay alabiliriz belki" demiş. Hemen alamasalar da, arkadaşımın eşi, karısının isteğini gerçekleştirmek için bir adım atmış ve o ay mali durumlarını biraz toparlamislar.
      Sen ne dersin? Böyle bir yaklaşım sana uyar mı?
      Eğer esinin para konusunda yetkin ve saygıdeğer biri olduğunu bilseydin, ona isteğini nasıl ifade ederdin?

      Reply

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir