Skip to content

Bu 10 hareketten kaçının ve eşiniz size aşık olsun!

Bir erkeğe saygı duy, daha fazlasını yapsın.

James Howell

İlk evlendiğim zamanlarda, etrafımdaki herkesten aynı şeyi duyuyordum: Saygı olmadan evlilik yürümez. Bu yüzden kocama karşı çok saygılıydım, o da bana karşı çok saygılıydı. Bununla övünüyordum, “Biz evliliğimizi saygı temeli üzerine kurduk.” diyordum.

Ancak bir şeyler eksikti sanki. Ben saygılı olduğumu düşünüyordum, ama kocam gün geçtikçe saygısızlaşmaya, agresifleşmeye başlamıştı.

Şimdi geriye dönüp baktığım zaman, o zamanlar nerede hata yaptığımı görebiliyorum: Saygısız olan bendim! Ben başlatmıştım!

Evet, saygılı olduğumu sandığım halde, günde 15 defa filan saygısızlık yapıyormuşum. Şimdi farkında olmadan yaptığım ve evliliğimi bitme noktasına getiren davranışlarıma bir bakalım:

  1. Onun yerine kıyafet seçmek. Mağazadayken “Şu renk sana çok yakışır, neden denemiyorsun ki?” diyerek yardımcı olabilecek önerilerde bulunuyordum. 20 küsür yıldır kıyafetlerini kendisi seçen adama, biraz da onu canımın istediği şekilde giydirmek için, çocukmuş gibi davranıyordum. Artık ona bu konuda hiç karışmıyor, hatta çorap bile almıyorum. Eğer iki gömlek arasında kalmışsa ve fikrimi sorarsa, “Ben çizgili olanı beğendim.” diyebiliyorum tabii ki, sonuçta kendi zevklerimi ve tercihlerimi ifade edebilirim.
  2. Onun yerine konuşmak. Örneğin yurtdışında tatildeyiz ve eşim birisine yol sormak istiyor. Tam o ağzını açmışken nedense kendimi seyahat konusunda daha tecrübeli ve hatta daha akıllı gördüğüm için sözünü kesip ben konuşmaya ve tam olarak ne öğrenmek istediğimizi anlatmaya başlıyorum. Eşim o noktadan sonra susuyor ve tatilin bütün yönetimini ve planını bana bırakıyor. Ben de tatilin sonunda ona hiçbir şeyle ilgilenmediği için çemkiriyorum!
  3. Şikayetçi olduğum konuları anlatmak ve içimi dökmek amacıyla “Konuşmamız gerek” demek. Burada aslında demek istediğim şey şu: “Seninle ilgili memnun olmadığım bir şeyler var. Ben bunları anlatacağım, sen de dinleyip onaylayacaksın.” Bir erkeğe kendini koca olarak başarısız hissettirmek için daha iyi bir yöntem göremiyorum.
  4. Onun yaptığı şeyleri beğenmemek ve hatta baştan yapmak. Örneğin sofrayı mı topladı? Teşekkür etmek yerine yaptığı işi nasıl daha iyi yapabileceğini anlatmak veya yaparak göstermek. Ya da daha yumuşak bir şekilde, “Teşekkür ederim hayatım, bir dahaki sefere masayı silerken şu bez yerine diğerini kullanır mısın?” demek. Yaptığı işlerde muhakkak “geliştirilebilecek bir yön” bulmak. Bunu onun ve ikimizin iyiliği için yapıyormuş gibi görünsem de, o bunu "Yaptığın hiçbir işi beğenmiyorum." şeklinde algılıyordu.
  5. Kırıcı yorumlarla onu eleştirmek. "Bu ara çok kilo aldım" dediğinde, “Hiç hareket etmiyorsun ki.” veya “Sağlıklı şeyler yemiyorsun ki.” demek. Kötü bir modda olduğu bir gün “Çok sinirli davranıyorsun. Bazen aynı baban / annen / X isimli akrabana benziyorsun.” gibi onun sinirine dokunacağını çok iyi bildiğim yorumlar yapmak. Bu tip yorumların onun hatalarını görmesini ve düzeltmesini sağlayacağını zannetmek.
  6. “Ben olsam şöyle yapardım” diyerek her konuda ne kadar da çok şey bildiğimi bıkmadan usanmadan ona göstermek.
  7. Fikirlerini söylediğinde “Yok artık, gerçekten böyle mi düşünüyorsun?”, “Saçmalama!” gibi çok yapıcı ve geliştirici (!) tepkiler vermek. Fikirlerine göz devirmek, dudak bükmek.
  8. Onun adına kararlar almak. Onun için (aslında benim için) neyin iyi olduğuna karar vermek. Örnek: Artık eve ekmek almayacağım, pilav ve makarna da yapmayacağım çünkü kilo vermemiz gerekiyor. Artık daha sağlıklı besleneceğiz ve spor yapacağız. Meali: Yanımda yakışıklı ve fit bir adam gezdirmek istiyorum.
  9. Yargılayıcı ve ters bakışlar atmak. Kahvaltıda reçeli ve balı biraz fazla kaçırdığında, arabayı biraz fazla hızlı kullandığında, bana kırıldığım bir şey söylediğinde, bütün akşamı oyun oynamakla geçirdiğinde... Belki bu durumlarda çenem çalışmıyordu ama bu yine de çok gıcık ve saygısız davrandığım gerçeğini değiştirmiyor.
  10. “Daha az sigara içmelisin”, “Daha erken yatarsan sabah kolay kalkarsın”, “İşyerinde daha talepkar olursan hakkını kimse yiyemez.” gibi sözümona yardımcı tavsiyelerde ve taleplerde bulunmak.

Söylemeliyim ki, bunları yapmayı bıraktığımdan beri, hem çok daha mutlu, huzurlu ve tutkulu bir evliliğe sahip oldum. Hem de düşündüğümden daha akıllı ve yetenekli bir kocaya baştan beri zaten sahip olduğumu farkettim.

Saygısızlığı Telafi Etmenin Yegane Yolu

Ben 4 senedir edindiğim saygı becerisini sonuna kadar uygulamaya çalışıyorum. Bununla birlikte, sonuçta ölümlü bir insan olduğum için, hata yaptığım ve zaman zaman saygısızlık ettiğim oluyor.

Hepimiz insanız. O yüzden hiç kimsenin öğrendiği şeyleri anında ve hatasız olarak hayata geçirmesi mümkün değil.

Ben bu “saygı kuralı” ile başlayan ve evliliğin flört dönemindeki kadar tutkulu, neşeli ve huzurlu şekilde yürümesini sağlayan davranışlara, “kadınsı aşk yetenekleri” diyorum.

Aşk yeteneklerini edinen kadını, yeni, daha kısa ve daha güzel bir yol olduğunu öğrenen bir şoföre benzetebiliriz. İç güdüleri her seferinde onu eski yola itse de, yeni yolu hatırlayıp her zaman bir sapaktan dönebilir. Eski tecrübeleri ve alışkanlıkları yüzünden yanlış yola girmiş olması, onu kötü bir şoför yapmaz.

Yanlış yola saptı diye kendini suçlamasına, başını direksiyona dayayıp ağlamasına veya “Ne kadar da salağım!” diyerek olayı dramatize etmesine hiç gerek yok.

Çünkü her zaman bir dönüş vardır. Her zaman.

Bir saygısızlık yaptığınızı fark ettiğinizde, bunu telafi etmek için yapacağınız şey çok basit: Özür dilemek.

Saygı kuralını uygulamaya başladığım ilk zamanlarda sık sık özür dilemek zorunda kaldım. Açıkçası bu durum beni savunmasız bıraktığı ve zayıf gösterdiği için pek rahat edemiyordum, ancak eşimin buna tepkisi ve gösterdiği şefkat beni şaşırttı.

Meğer kalkanları indirmek ve savunmasız kalmak, kadınsı çekiciliği büyük ölçüde arttıran bir şeymiş.

Özür dilerken kurulacak cümle, ne için özür dilediğinizi çok açık ve seçik biçimde belirtmeli:

“Geçen gün sana neyi yiyip neyi yememen gerektiğini söyleyerek saygısızlık ettiğim için özür dilerim.”

“İşle ilgili fikrine karışarak saygısızlık ettiğim için özür dilerim.”

“Sözünü keserek saygısızlık ettiğim için özür dilerim.”

Bu tip bir cümleyi söylediğinizde, eşinizin yüzünün yumuşamasına ve size gösterdiği tavıra şaşırabilirsiniz.

Aşağıda birkaç tane hatalı özür dileme örneğini de paylaşmak istiyorum:

“Kırılmana sebep olduğum için özür dilerim.”

“Ne yaptım da seni sinirlendirdim bilmiyorum ama yine de özür dilerim.”

Bu cümlelerle aslında söylenmek istenen, şöyle bir şey oluyor: “Ben bir şey yapmadım ki. Sen durduk yere kırıldın veya sinirlendin. Benim bu işte bir suçum yok. Surat asmayı bırak artık diye nezaketen özür diliyorum.”

Kocam agresif davranıyor ve ben o zamanlar saygısızlığın nasıl bir şey olduğunu bilmediğim için buna neyin sebep olduğunu da çıkartamıyordum. “Ne yaptım bilmiyorum ama özür dilerim, artık barışabilir miyiz?” dediğimde huysuz bir şekilde bana bir şeyler açıklamaya çalışıyor ve sert konuşmaya devam ediyordu. Ben de tartışmayı bitirmek için “Özür dilerim dedim ya!” diye çemkiriyordum ve güya tartışma bitiyor ama soğuk savaş ve nedenini anlamadığım tripler devam ediyordu.

Şimdi artık tam olarak nerede yanlış yaptığımı tespit edebiliyor ve özür dilerken buna atıfta bulunmaya dikkat ediyorum. “Doktora ne zaman gideceğine senin adına karar vererek saygısızlık ettiğim için özür dilerim.” gibi...

Çok şükür, uzun zamandır özür dilemem gerekmedi.

Sizin aklınıza gelen ve özür dileyerek savunmasız kalmanızı gerektirecek bir davranışınız oldu mu son zamanlarda? Aşağıdaki yorumlarda örneklerinizi bekliyorum 🙂

 

14 thoughts on “Bu 10 hareketten kaçının ve eşiniz size aşık olsun!

  1. Nazlı

    Merhaba,

    Yazılarınızı tesadüfen öğrenme imkanına sahip oldum. Birkaç tanesini bir solukta bitirdim.

    Bugünlerde keşfettim: meğer ne kadar çok evli hatun benim gibiymiş. Açıkçası şaşırdım. Genlerimin de katkısıyla evlilik için çok yanlış bir insan olduğumu düşünürdüm
    Meğer normalmişim.

    Bahsettiğiniz tavsiyeleri bir an önce uygulamak için can atıyorum.

    Kimisi ilk etapta yapmamın çok mümkün olmadığı şeyler. Onlar da zamanla yoluna girecek unsurlar.

    Saygı meselesinde kimi maddelerinizi evin kapısından giriş yaptığım andan itibaren uygulayacağım.

    Çok teşekkür ederim kendi payıma, yazılarınız kafamda kurmaya çalıştığım cümlelerin bir araya getirilmiş hali.

    Reply
  2. Bulut

    Merhaba Zeynep hanım,

    İlk defa blogunuza denk geldim ve birkaç yazınızı okudum bu akşam. Sanki tam bir kontrol ve eleştiri delisi olduğumu, oturup pat pat yüzüme söylediniz. Mutlu olmak istiyorum deyip daha eve girdiği andan itibaren eşine elini iyi yikadin mi, neden beyaz ekmek aldın, çocuk ağlıyor duymuyor musun, ıvır zıvır dakika boş geçmeden -tatli dille bile olsa- sıralayan biriyim biliyorum. Kendimi değiştiremiyorum ama bu kez kesin olarak sizin yöntemlerinizle deneyeceğim. Daha da uzatmadan bir soru sormak istiyorum. Öncelikle kendi davranışlarıma dikkat ederek evimize huzuru getirme çabamı eşimle paylasip, onun da sürece dahil olmasını bekleyeyim mi? (Korkum şu ki eşim hiçbir şeyin farkına varmayacak 🙂 ) yoksa hiçbir şey soylemeden acaba bu çabam kendiliğinden eşimde bir değişiklik yaratır mı diye beklemeli miyim? Ve son olarak ikiz bebeklerimiz var, ben her gün her dakika çok yorgunum, eşimin işi çok yoğun ve uzun saatler çalışıyor. Yani ikimiz de hiç dinlenemedigimiz için sürekli gerginiz. Kızlar şu an 2 yaşında, büyüdükçe biz de toparlanır mıyız?

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Bulut merhaba,
      Ben de aynı senin gibi tam bir kontrol ve eleştiri delisiydim! Mutlu olmak istiyordum ama bunu sabah akşam neden mutsuz olduğumu anlatarak elde edebileceğimi sanıyordum. Tabii ki olmadı. Üstelik benim ikiz çocuklarım yoktu 🙂 Şimdi tek bir bebeğim var ve ne demek istediğini anlayabiliyorum 🙂
      Hiç dinlenememek evliliğinize çok büyük hasarlar verebilir. Ben çözümü bize yakın olan herkesten (kayınvalide, görümce vb) her fırsatta yardım istemekte, maddi yükünü düşünmeden bakıcı yardımı almakta buldum. Tabii bana yardım eden kişinin neyi nasıl yaptığına fazla karışmamak, benim standardımda olmayan şeyleri görmezden gelmek kaydıyla. Bir çocuk büyütmek için bir köy gerekir demişler. Ben etrafımdaki herkesin çocuğuma kendi tarzıyla katkılar yapmasına izin veriyorum. Yani babaanne istediği gibi babaannelik yapıyor, baba istediği gibi babalık yapıyor. Kimseye neyi nasıl yapacağını söyleyip gerilmesine sebep olmuyorum. Herkes çocukla içinden geldiği gibi vakit geçiriyor, ben de bu boş zamanı bir duş almaya, bir kahve içmeye ayırıyorum seve seve 🙂

      Reply
  3. Sera

    Sürekli sorunu kendiniz kabullendiğinizde sorun çıkmayacağı zaten bilinen bir gerçek bu yazı baştan aşağı erkeğin algısına yönelik hazırlanmış, neden kadının istekleri hiçbir zaman konuşulmuyor erkekler bunları gündem meselesi bile yapmıyor, sadece erkeğin isteğine göre şekil alma yolları deneniyor? Hiç adil değil hiçte uygulanabilir görünmüyor, hergün satranç oynar gibi hesap kitap mı yapıcaz.

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Sera, her gün satranç oynar gibi hesap kitap yapmak hiç bana göre değil. Yapamazdım da zaten.
      Bu yazıda evlilikte acı çekmemek için hangi hareketlerden kaçınılması gerektiğinden bahsettim. Ancak ilk adım her zaman kendi isteklerini ve ihtiyaçlarını önde tutmak, oksijen maskesini önce kendine takmaktır.
      Kendine iyi bakmayan, kendi keyfi için vakit ayırmayan kadın zaten bu aşamaya geçemez.
      Önce ben mutlu olacağım. Karşımdakinin beni mutlu etmesini beklemek yerine, kendimi dinleyip, ihtiyacım olan şey ne ise bulup onu kendime vereceğim. Kendime karşı cömert davranacağım. Başkalarını düşünmek sonraki iş.
      Aşağıdaki yazımda detaylı anlattım:
      http://www.zeynepbahar.com/once-kendinizi-dusunun-diger-her-seyin-yoluna-girdigini-goreceksiniz/

      Reply
  4. Zeynep

    Soyledikleriniz cok mantikli, gakat bu durumda hicbirsey duzelmiyor ki. Cunku herseye saygi duyunca ornegin sigara icmeye devam ediliyor, kilo alinmaya, kotu beslenilmeye, cocuga yanlis davranilmaya devam ediliyor. Bu konuda ne yapacagiz?

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Sevgili adaşım, evet, haklısın, hiçbir şey düzelmiyor.
      Çünkü bunlar zaten baştan beri senin elinde olan şeyler değildi. Ben eşimin ne yediğini ve nasıl babalık yaptığını zaten kontrol edemem ki.
      Bir iş arkadaşımın yaşadığı şeyi aktaracağım:
      Bana eşinin sigara içtiğini ve abur cubur yediğini, ne kadar söylenirse söylensin asla düzelmediğini anlattı. Sonra düşünmüş, taşınmış ve artık eşine nasıl beslendiği ve sigarası konusunda saygı duymaya ve hiç karışmamaya karar vermiş.
      "Ben ona sürekli ısrar etmeye hatta kavga etmeye devam etsem bile, sigarayı bırakmayacak, zararlı şeyler yiyip kilo almaya devam edecek. Kendi kendime sordum: Ben onun sağlıklı olmasını neden istiyorum? Uzun yıllar yanımda olması için. İyi görünmesi için (ki onu çekici bulmaya devam edeyim). Pekiyi ben yeme içme ve sigara konusunda sürekli söylenirsem ne olacak? Belki bir nebze işe yarayacak ve eşimim ömrü 3-5 yıl uzayacak, 3-5 kilo daha zayıf olacak (ki bunların asla garantisi yok, gelecekte ne olacağını bilemeyiz). Ama benim elime kalan şey, gergin ve bol didişmeli bir ilişki olacak. Sürekli söylendiğim ve anne gibi emirler yağdırdığım için hiçbir zaman sevgili olmayacağız, anne oğul olacağız. Ben sağlıklı, sigara içmeyen ama bana düşmanca davranan ergen bir oğul mu istiyorum, yoksa kusurları olan ama yine de saygı duyduğum büyük bir adam mı? Ben bir sevgili istiyorum. Ve anneler oğullarıyla sevgili olamazlar. Bu yüzden eşime hatası ve kusurlarıyla saygı duymaya, onunla olan her anımı gülerek, eğlenerek ve sevişerek geçirmeye karar verdim."

      Reply
  5. semra

    peki ya bu saygısızlıkları eşiniz misliyle size yapıyorsa ve değişmiyorsa ve artık sizin tahammülünüz kalmadıysa... maalesef ne kadar kırıldıgımı anlatmaya calışsam anlamıyor balık etli bir bayanım ama onun gözünde sanki obezim baska insanların yanında bile cok yedin kalk sofradan diyebilen en ufak bişeyi anlayamadıgınızda iki fakülte bitindin kafan basmıyormu diyen.. corba içerken bi kac damla masaya damladıgında gerizekalı diyerek hakaretlerine baslayan ama gelin görünki baskalarına karsıda bir o kadar sevecen saygılı bir adam yani eninde sonunda bitecek bir evlilik

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Semra, gerçekten çok sinir bozucu davranışlar! Tabii ki bunları her zaman kadınlar yapmıyor. Erkekler de yapıyor.
      İnsan böyle şeyleri duyunca karşılık veresi gelir genelde. Misilleme yapmak istersin. Ya da ona yaptığının yanlış olduğunu sakince anlatmayı denersin. Hiçbiri de maalesef işe yaramaz. Bu yüzden umutsuz hissetmeni anlıyorum.
      Aşağıdaki yazıya bir göz atabilirsin:
      http://www.zeynepbahar.com/kocamla-aramiz-soguk/

      Reply
  6. Aslııııı

    Zeynep hanım merhaba. Erkek arkadaşımla ilk günden beri birlikte yaşıyor ve evli gibiyiz. Başta bana karşı o kadar mükemmeldi ki ilgisi sevgisi saygısı beni kırmaktan çok çekinir sürekli beni mutlu edecek şeyler yapardı. Özellikle birkaç aydır geldiğimiz noktada sevgilimi tanıyamıyorum. Bir öyle bi böyle. Bi benim sevdiğim adam bi yabancı. Aramızda çok büyük bir uzaklık var gibi hissediyorum. Sürekli benimle alay ediyor eleştiriyor, uzak hevessiz. Bense sürekli onun için bi şeylet yapıyorum. Sürprizler hediyeler, vs. Eskisi gibi olsun diye o kadar çok şey denedim ki. Uzak durdum, trip attım konuşmaya çalıştım. Beni hiç umursamıyor gibi ve artık hep ben diyor ben ile başlayan planlar yapıyor. Bana saygı duysun diye hayır demeye çalıştım ama olmadı. Yazılarınızı okuyunca bi anda şimşek çaktı beynimde. Özellikle dişi davranışlar dediğiniz yer beni kalbimden vurdu. Çünkü kendimi şu anki davranışlarımla hiç dişi hissetmiyorum. Erkek enerjisi ile sürekli bi şeyleri oldurmaya çalıştığımı fark ettim. Umarım çok geç değildir ve bir şeyleri düzeltebilirim.

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Aslı, hiçbir zaman geç değildir. Genelde sen kendini değiştirdiğinde, eskisinden bile daha iyi bir yere gelebilirsin.
      Ancak hemen birkaç gün içinde sonuç alamazsan umutsuzluğa kapılma. Sen kendine odaklan, seni mutlu edecek şeyler yapmaya yani.
      Onun için bir şeyler yapmayı bırakıp kendin için yapmaya başla. Ona sürpriz hazırlamak yerine gidip bir masaj ya da manikür yaptırmak mesela 🙂 Ya da kız kıza bir etkinlik yapmak. Gerçi tam bunu yazdığım sırada virüs tehdidi var o yüzden bu sıralar böyle şeyler yapamıyoruz ama sevdiklerimizle telefonda çene çalıp açık havada tek başımıza yürüyüşler yapabiliriz. Youtube'dan yoga veya oryantal öğrenebiliriz. Bu günlerde bile hayattan keyif almak için seçenek bol 🙂

      Reply
  7. Ebru

    merhaba, benim de dört senelik bir ilişkim var. Sevgilim doktor, çok yoğun ve stresli bir işi var. Bizim sorunumuz şöyle sevgilimden bahsedecek olursam özünde gerçekten çok iyi bir insan, içkisi, kumarı, bağımlı olduğu bir şeyi yok bir çok yazınızı okudum yani iyi adamlardan. Bana karşı çok eli açık biri bir şeyi beğensem etsem gücü varsa almaya çalışır. Bir şeyleri yapmadan önce beni düşünür onay alır. Gel gelelim ondan nefret ettiren huylarına...Kesinlikle alttan almayı, kırdığında gönül almayı bir türlü öğretemediğim bir insan, ve çok gereksiz şeylerden kavga çıkıyor hiç bir şekilde ben stresli de olsam gergin de olsam durmuyor oda saydırıyor hemen kaçıp gitme eğiliminde hatta sıkı durun defalarca kez beni engelleyip gitti sosyal medyadan. Ve benim yaptığım en büyük hatalar haklıda olsam haksız da olsam beyfendinin ayağına benim gitmem benim ilişkiyi oldurma yönünde çabalamam. En son kavga edip ayrıldığımızda şu dört sene de ilk defa gözümü yaşartan bir olay oldu ilk defa hatalarının kendisi farkında olup özür dileyip birbirimizi yıpratmayalım dedi ve ben son kez inandım böyle bir adım attığı için kendiliğinden ama sonuç ne oldu? Bugün gene kavga ettik ve gene engelleyip defolup gitti ben bu adamla nasıl başa çıkayım söyler misiniz artık ciğerime doydum. Sürekli verilen sözler fakat en ufak tartışmada bana tahammülü olmayan bir insan, insan sevdiği için az çabalamaz mı ya nasıl zayıf bir erkek çözemedim. Ha neden yanında duruyorsunuz derseniz de güvenilir bir erkek. Aile terbiyesi görmüş biri,genel olarak kadına değer veren saygılı biri bu yönlerine tutundum hep. Sizce ne yapmalıyım ? Saygılar

    Reply
    1. Zeynep Bahar

      Ebru merhaba! Sevgilinin iyi adamlardan biri olduğu kesin 🙂
      Doktorluk kesinlikle çok stresli bir meslek, o yüzden çektiğiniz sıkıntıları anlayabiliyorum!
      Erkeklerin en büyük ihtiyacı saygı duyulmak, en büyük isteği de yanlarındaki kadını mutlu etmektir. Olay şu ki, hiç bir erkeğin bizi sürekli mutlu edebilmesine imkan yok. Ancak ve ancak BİZ kendimizi mutlu edebiliriz. Sonra üstüne bonus olarak, sevdiğimiz adam bizi mutlu etmek için rahatının dışına çıkar 🙂
      Kendini mutlu etmek için daha çok zaman ayırmaya başla ve nelerin değiştiğine bak derim. Kendi stresini azaltmak ve daha az bağırmak için neler yapabilirsin? Kız arkadaşlarınla sık görüşüyor musun? Sevgilin uzun nöbetlerdeyken sen vaktini nasıl değerlendiriyorsun?
      Son olarak, seni kıracak bir şey söylediğinde, sadece "Kırıldım" diyerek ya da canının acıdığını gösterir bir ufak ses çıkararak ("ah! gibi) odayı terketmeni öneririm. Başka yere git, sakinleş, olayı unut ve birşey olmamış gibi geri gel. Böylece sevgiline kendi iç sesini dinlemek için şans vermiş olacaksın.
      Sonuçta senin gönlünü nasıl alacağını anlatmak da bir kontrol yöntemi değil mi? Erkek bakışıyla bu da bir saygısızlık. Onun senin kırıldığını bir sefer duyması yeterli. Belki istediğin özrü anında dilemez ve bir süre sonra gönül alacak bir şey yapar veya sadece gülümser. Senin hayalindeki şeyi yapmayabilir, çünkü iyi adamlar kusursuz beyaz atlı prensler değillerdir (öyle biri yok).

      Reply

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir